Sizce de Bu İşte Bir Terslik Yok Mu?

Türkiye’nin en büyük şanssızlığı belki de muhalefetin çapsız oluşu.

Proje veya alternatif çözüm üretmek üzerine olmayan aksine karalama kampanyaları ile aşağı çekmeye çalışma ve itibarsızlaştırma stratejisi izleyen bir yapıları var. İktidar taş üzerine taş koyarken onlar taşın rengini, boyutunu, yerini eleştirmenin ötesine geçmezler.

Bu tarz muhalefetin temel esasları popülist söylemlerle bulanık suda balık avlamak, gündelik tepkilerden prim kasmak, kısa vadeli alkışları toplamak diyebiliriz. İktidarı başarısız göstermek için var olma sebebine bile aykırı davranarak kendi değerleri ile ters düşmekten bile çekinmezler. Bu durumu yadırgamayı bırakın reel politik diyerek olması gerektiği gibi olduğuna da ilk kendileri inanırlar.

Maalesef ülkemizde bu müzmin muhalefetin hareket tarzı sadece siyasette kendine yer edinmiş değil. Hayatımızın her alanında karşımıza çıkıyor. Mesela sendikaları ele alacak olursak kimi merdiven altı sendikamsı yapılar alınan tüm hakları kendilerinin vermiş oldukları dilekçeler sayesinde olduğu algısını pazarlıyor.

Müşteri çalma derdine düşmüş müfteri işportacı gibi davranan bazı sendikalar ise kazanım olduğunda biz eylem yaptık biz kazandırdık diye şapka koymaya çalışırken beklentiler karşılanmadığında yetkili sendika alamadı, bunlar yetkisiz ve etkisizler şeklinde haykırıyor. Bu sendikalar yapılacak olan bir iyileştirmeyi, kabul gören bir kazanımın kokusunu alınca; hemen eksikler üzerinden siyaset gütmeye, başarıyı görmezden gelip mevzuyu mecrasından çıkarmaya, biz olsaydık şöyle alırdık böyle alırdık hatta öyle böyle almazdık gibi atıp tutmaya başlıyorlar.

Yetkili sendika Eğitim-Bir-Sen nöbete ücret konusunu Milli Eğitim Şurasında tavsiye kararı olarak aldırıp Toplu Sözleşme Masasına taşıdığında yani artık iş olgunlaştığında hemen eylem kararı alanlar ve sonrasında bu kazanımı daha önce hiç teklif etmemelerine rağmen bir taraftan kendi hanelerine yazmaya, diğer taraftan yetersiz diyerek değersizleştirmeye çalışanları gördük.

Yazımızın başında belirttiğimiz üzere siyasette var olma sebebine aykırı davranmayı olağan ve makul gören muhalefet sendikalarda da yok değil. Üyelerinin, emekçilerin haklarını savunmak ve daha iyi şartlara taşımak üzerine kurulan bir yapı sırf yetkili sendika başarısız imajı vermek ve prim yapmak için üyelerinin aleyhine parmak kaldırabiliyor. Örnek verecek olursak mutabakat imzalanmayan 5. Dönem Toplu Sözleşmede hakem heyetinde sendikalardan 5 temsilci olmasına rağmen Yetkili Konfederasyon Memur-Sen’in taleplerinin birçok kalemde 8-3 ya da 9-2 kaybetmesini nasıl açıklayabiliriz.

Bir diğer mesele Öğretmenlik Meslek Kanunu. Eğitim-Bir-Sen iki kez taslak hazırlayarak paydaşlara sundu, kamuoyuna açıkladı, yine yetkinin vermiş olduğu sorumlulukla elini taşın altına koymuş oldu. Ancak müzmin muhaliflerden bir kısmı sahanın sesine kulak verilmeli, tepkiler görmezden gelinmemeli gibi yuvarlak cümleler kurarken kendine muhalifler meslek kanununu ÖMK diye kısaltıp sanki terör örgütü adı gibi itibarsızlaştırdılar ve iptali için çaba harcıyorlar. Anlamak gerçekten çok zor. Meslek kanununu iyileştirmek varken iptal ettirmeye çalışmak kimin ne işine yarar ki! Belki siyasi muhaliflerin! Kim bilir.. 

Bu arkadaşların bir diğer özelliği de makam ziyaretlerinde memnuniyetlerini, hürmetlerini dile getirmekten başka cümle kurmazken, ziyaret sonunda kapalı kapılar ardında ve whatsapp gruplarında en sert protestolar ve hicivlerle meşhur olmalarıdır.

Özellikle sosyal medya üzerinden yalan üzerine kurulu algı operasyonları, muhalefetin en büyük stratejisi oluyor. Yine 5. Toplu sözleşmede verilen teklifi tartışmaya değer bulmayıp salonu terk etmek üzere ayağa kalkan Memur-Sen heyetinin fotoğrafını ‘’Bakan geldi esas duruşa geçtiler’’ diye servis edenlerle; geçtiğimiz günlerde ‘’Sözleşmeliye Kadro Şöleni’nde Yüzde 25 zam oranını ayakta alkışladı iftirasını atanlar aynı yetkisiz ve yetersiz güruhtan başkası değildi. Tabi burada, tetikçilik yapan kurumsallıktan uzak, dedikoducu kamu haber sitelerini de unutmamak lazım.

Muhalefetin söylemlerine bakacak olursak çıkarılacak sonuç; Bu ülkede tüm kayıpların sebebi proje üreten, çözüm önerisi sunan, emek veren, ter akıtan, diplomasi yürüten ve kamuoyu oluşturan yetkililer iken tüm kazanımların mimarı ise yapıcı olmayan, kaostan beslenen ve eleştirmekten öteye geçmeyen yetkisizler. Sizce de bu işte bir terslik yok mu?

Bu kadar algı operasyonu, karalama kampanyası ve itibar suikastına rağmen; eğitim hizmet kolunda onlarca, genelde yüzlerce kazanıma imza atan, üslubunu hiç bozmadan, vatana millete emekçiye olumlu yansıyacak her şeye teşekkür etmeyi bilen ve daha iyisini neden yapmalıyız ve nasıl yapabilirizi ortaya koyan, diğerlerine göre değil değerlerine göre sendikacılık yapan, derdi bağcıyı dövmek değil üzüm yemek olan diplomasi ve istişare kültürü içerisinde yol alan Memur-Sen ve Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın’ı bu noktada tebrik ediyor, kolaylıklar diliyorum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Akıllı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Memur Postası Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Memur Postası hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Memur Postası editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Memur Postası değil haberi geçen ajanstır.

05

Asiye Guzel Camas - Guzel bir degerlendirme olmus Ali kardesim.Kalemine saglik! Kolayliklar dilerim...

Yanıtla . 3Beğen . 0Beğenme 22 Ocak 20:04
04

Özden - Ağzına sağlık çok güzel bir değerlendirme olmuş. Sahada ve konunun bütün yönlerini çok iyi bilenlerden birisi olarak Ali Akıllı kardeşimi tebrik ediyorum. Çalışmalarında başarılar ve kolaylıklar diliyorum.

Yanıtla . 4Beğen . 0Beğenme 22 Ocak 18:31