Deizm Üzerine

Bazıları deizme yönelişin iyi bir gelişme olduğunu söylemiş. Bu tam cahilce bir açıklamadır. Deizm, biz din felsefecilerinin İlahiyat son sınıfta “din felsefesi” dersinde Tanrı-Âlem ilişkisi içinde ele aldığımız konuların başında gelir. Deizm genel anlamda varlığı akılla bilinen ve âleme müdahale etmeyen Tanrı anlayışıdır. 17 ve 18. Yüzyıllarda kiliseye bir tepki olarak ortaya çıkmış özellikle kilisenin aracı kurum olmasını benimsemeyen ve Tanrı ile kul arasına kimsenin giremeyeceği anlayışı üzerine dayanır. İlk deistler vahyi kabul ederler ancak sonraları vahyi de reddederek sadece bireysel bir inanç haline gelmiştir deizm. Yani ortaya çıkmasında kilisenin taassubu, Hristiyanlığın esrarengizliği, mucize anlayışının reddedilişi, akla ve bilime sonsuz güven etkili olmuştur. Bu Tanrı tasavvurunda Tanrı’nın ilim, irade ve kudret sıfatları teizm ’de (dinlerin tanrısında) olduğu gibi değildir. Bu anlayışın en sakat tarafı Tanrı’yı âleme ve insana müdahale ettirmemesidir. Âleme müdahale etmeyen, yarattığı âlemi niçin yarattığı yani amacı ve gayesi belli olmayan bir Tanrı’ya haliyle insanların da ne ibadet ne de dua etmesi gibi bir durum söz konusudur. Ahlak da zaten vahiy ve peygamber reddedildiği için insanların salt aklıyla oluşturdukları ahlak olmaktadır. Farklı farklı deist anlayışlar olsa da günümüzde anlaşılan anlamıyla, vahiy, mucize, dua, peygamber, cennet ve cehennem gibi teizmin ana iddialarını reddeden bir akımdır. Siz deistin Tanrısına yaratmış olduğu âlem ve içindekileri niçin yarattığı hakkında bir soru soramazsınız. Hakikat insanların sınırlı akıllarına sıkıştırılmıştır.

Kısacası deizm dinsizlik demektir. Onlar, dinlerin hiçbirinin gerçeği yansıtmadığını ve uydurma olduğunu, insan ürünü olduğunu, Tanrının insanlara vahiy değil, akıl verdiğini iddia ederler. Onların kabul ettiği Tanrı'da Allah değil, evrenin Tanrısıdır. Çünkü İslam'ın Tanrısı aşkın ve içkin özelliklere sahiptir. Hem topluma hem de tarihe müdahale eder. Yani hem mucize hem de vahiy ve peygamber göndererek toplumu yanlışa sevk etmekten korumayı amaçlar. İslam'ın Tanrısında Tanrının sıfatları rahman, rahim, rezzak, şafi vb. özellikler deistin Tanrısında yoktur. Bazılarının deizmin iyi bir gelişme olduğunu söylemeleri açıkçası deizmi bilmediklerinden kaynaklanıyor. Çocuklarımız İslam'da neyi bulamadılar da dinsiz-imansız din karşıtı akımlar olan deizm-ateizm-agnostisizm vb. akımlarda onu bulmuş olsun? Deizm üzerine konuşanların biraz daha dikkatli olması gerekir. Deizmde akla ve bilime sonsuz bir güven vardır. Her şeyin açıklaması bu iki yetiye sıkıştırılmıştır. Yani doğal din anlayışı diyebiliriz. Doğa-üstü şeyler reddedilir. Dua-ibadet-mucize, cennet-cehennem-melek-ahiret-peygamber-vahiy vb. hiçbirini kabul etmez, çoğu deist. Onlar sadece bir yaratıcıyı kabul ederler o kadar. O yaratıcı da aleme ve insana müdahale etmez. Eğer müdahale edecek olursa o zaman Tanrı'nın yarattığı şeylerde kusur olduğu anlaşılır ve bu durum Tanrı'ya yakışmaz. Bu anlayışta Tanrı hiçbir şekilde içkin değildir. Sizinle zaten bir ilişkisi yoktur. Kısacası emekliye ayrılmış, insanı kendi haline bırakmış, ahlak ve hukuk sistemine karışmayan, insanların her yaptığına ses çıkarmayan, neyin haram-helal, sevap-günah vb. olduğu belli olmayan bir anlayıştır deizm.
Şimdi gençlerimiz gerçekten böyle bir Tanrı tasavvuruna mı meylediyorlar? Bana göre onlar, deizmin ne olduğunu tam olarak bilmiyorlar. Onlarınkisi dijital çağda özellikle deizm ve ateizm sitelerinde dinler aleyhine yapılan konuşmaları dinlemeleri ve bu durumu ailelerine ve öğretmenlerine sormaları, ailelerinin ve öğretmenlerinin de çocukların sormuş olduğu sorulara akli ve mantıklı cevaplar veremeyişi nedeniyle kendi inançları hakkında kuşkuya düşmelerinden ibarettir. Tabi, bu duruma nasıl gelindi? Önceleri böyle bir şey yoktu deniliyor. Evet, bizim zamanımızda yoktu. Ama şimdi internetin etkisi ve çocukların her okuduğu bilgiyi doğru olarak kabul etmesi de bunda etkili oldu.

Açıkçası ben bu duruma gelinmesinde gençleri suçlamıyorum. Eğer bir suçlu aranıyorsa onun da kendi dinini makul, mantıklı ve tutarlı bir şekilde anlatamayan öğretmen, akademisyen, imam vb. dini tebliğ görevleri olanlarda görüyorum. Zira çocuklarımız İslam ‘da neyi bulamadı da deizmde onu bulmuş olsun. Ben bunun anlatılan din anlayışı ile alakalı olduğunu düşünüyorum. Çünkü bazılarının yaptığı gibi Orta Çağ papazları türünden bir din anlatımı yaparsanız tabi ki de günümüz gençliğine hitap edemezsiniz. Öyle ki o papazlar önce inan, sonra anlarsın. Anlamak için önce inanman gerekir, saçma olsa da inan. Anlayayım diye inanıyorum, şeklinde tebliğ yapıyorlardı. Bu durum Rönesans ve reformla birlikte değişmek durumunda kaldı. Yani kilisenin etkisi azaldı.
İslam düşüncesinde ise bu tarz bir deizm örneklerini birkaç istisna dışında görmüş değiliz. Yani bu düşünce akımı tamamen batıdan gelen ve onun inancı, tarihi, kültürü ile alakalıdır. Lakin bu papazların yöntemini günümüzde kullanan dini gruplar yok mu? Tabi ki de var, maalesef. Önce iman et, sonra anlarsın, mantığı bugünün gençliğine hitap etmiyor. Çocuklarımız haklı olarak aklı ve mantığı ile iman etmek için kafalarına takılan soruların cevaplarını almak istiyorlar. Mesela, en çok sorulan sorular: Kader-Kaza, Allah’ın ön bilgisi, kötülük problemi vb. dir. Şimdi soruyorum size: Bu sorulara doyurucu cevap vermek için iyi derecede felsefi alt yapı gerekmez mi? Maalesef İlahiyat fakültelerinde felsefe derslerinin kaldırılıp, hiç soru sormayan, akletmeyen, analiz-sentez becerisi olmayan körü körüne itaat ve sadakat edilmesini isteyenler var. Bu zihniyet mi deizm, ateizm, agnostisizmi çocuklarımıza anlatacak ve onların varoluşsal sorularına cevap verecek? Orta Çağ papazları da sürekli hikâye ve İsa’nın mucizelerini anlatıyorlardı. Akla, mantığa sığmayan, bilimin verilerine ters şeyler söylüyorlardı. Ne oldu? Bugün Avrupa’da ateizm ve agnostisizm %80 buldu.

Hâlbuki İslam dininin varlık, tabiat, hayatın anlamı, insan, ölüm ve ötesi ile ilgili ortaya koyduğu tezler hiçbir din ile kıyaslanmayacak kadar iddialıdır. İncil ve Tevrat’ta bunları bulamazsınız. Yüce Allah bana sorgulayarak, düşünerek, araştırarak yani tahkiki imanla inanın diyor. Öbür taraftan bazıları aklın ne kadar kötü bir şey olduğunu, ilk felsefe yapanın Şeytan olduğunu, fazla soru sormayın, inanın gidin, diye hikâye anlatarak dini tebliğ ediyor. Şimdi bu duruma gençlerimiz de haklı olarak tepki gösteriyor. İslam dininden rasyonel tarafı çıkarırsanız geriye din şiir, kıssa, hikâye ve irrasyonellikten ibaret olur. Eğer Allah’ın amacı öyle olsaydı akletme ile ilgili bu kadar ayet göndermez, 3-5 ayetle de değinir geçerdi.

Nihayetinde dinde aklı aşan şeyler söz konusudur. Salt aklımızla anlayamayacağız hususlar vardır. Ama akla bu kadar çok vurgu yapan 750 ye yakın akletme ile ilgili ayetler gönderen, oku! Diye başlayan, hayatın amacı ve gayesine yönelik açıklamalar yapan, ölüm sonrasına değinen bir dini ne hale getirdik… Bazıları, peşinden gittiği kişiyi ve yazdığı kitabını kutsadı. Bazıları da FETÖ’ de olduğu gibi insanları öldürdü ve inançlarını sömürdü. Bu da yetmedi cemaat, imam, hizmet, abi, abla, himmet gibi kavramların içini boşalttı. Yani İslam’a hizmet etme anlamında öne çıkanlar bu anlamda kötü bir sınav verdi. Diyanet ve İlahiyatlar da yeterince sorumluluk almadı. Deizmin ön plana bu kadar çıkmasında bunların da etkisi olduğu kanısındayım.
Sonuç olarak öz-eleştiri yapıp, şapkayı önümüze koymalıyız. Ne yapmalıydık? Neyi yanlış yaptık? Bundan sonra ne yapmalıyız? Türünden soruların cevaplarını vermemiz gerekir. İmam Hatip ve Din Kültürü müfredatına din karşıtı akımlarla ilgili daha fazla yer verilmeli ve bunlara da cevap verebilen öğretmenler yetiştirmeliyiz. Yetmiyorsa seminerlerle destek alınmalı. MEB-İLAHİYAT VE DİYANET bir araya gelerek gençliğimizin geleceğine yönelik çalışmalar yapmalıdır. Çağın diline uygun din dili kullanılmalıdır. Yoksa sürekli hikâye ve kıssa anlatarak şüphe içindeki insanı ikna edemezsiniz. O yöntem imanın da sorun olmayan için uygun olabilir ancak arayış içindeki insana ters tepki eder. Ona verilecek cevap daha makul, mantıklı ve rasyonel cevap olmalıdır. Kısacası kendimizle hesaplaşarak yaşadığımız deneyimlerden de ders alarak bu sorunu çözeceğimiz kanaatindeyim.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Doç. Dr. Mehmet DEMİRTAŞ - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Memur Postası Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Memur Postası hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Memur Postası editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Memur Postası değil haberi geçen ajanstır.