Gençlerimize Sosyal Medyada İzledikleri Kısa Videolarla Düşünce Dünyalarını Oluşturamayacaklarını Anlatmamız Gerekir

Geçenlerde yeğenlerimle yakın tarihte olan bazı olaylar hakkında konuştum. Açıkçası onların bizim yaşarken şahit olduğumuz olayları Youtube üzerinden belli amaçlarla çekilmiş kısa videolarla bilgi sahibi olmalarını garipsedim. Bizim kuşak bilgi edinme sürecini genelde aile içinde baba, anne ya da büyüklerin bizlere bir şeyler anlatmasıyla yahut gazete, kitap dergi, TV. Tartışmaları ya da okulda öğretmenlerimizin anlattıkları ile gerçekleştirirdi. Evde sofraya hep birlikte oturulur, çay sohbetlerinde büyüklerin kendi aralarındaki tartışmalara şahit olunur ve bir şekilde siyasi, kültürel vb. görüşlere sahip olurduk. Genelde babalarımızın etkisi düşünce dünyamızda çok büyük olurdu. Şimdiki kuşak ise çoğunlukla internet ve sosyal medya üzerinden kendi düşünce dünyasını oluşturmakta. Artık ailenin, okulun ve öğretmenin etkisi bilgi edinme sürecinde giderek azalıyor. Gençler, internette okuduğu ya da izlediği her videoyu gerçek zannediyor. Dijitalleşmenin çok hızlı bir şekilde geliştiği bu çağda internetteki bilgilerin çoğu doğru bilgiyi içermiyor. Hatta bazı kişiler, yaşanılan bu durumu bilgi çöplüğü olarak adlandırıyor. İnterneti ya da sosyal medyayı kötülemek amacıyla bunları yazmıyorum. Ben de bana sunulan bu fırsattan istifade ederek yazılar yazıyor videolar hazırlıyorum. Ancak yavrularımızın internette sağlıklı bilgiyi kimden alacağına yönelik bilgi sahibi oldukları hususunda endişelerim var. Sanal alemde yararlı programlar yapan ve yazılar yazanlar ebetteki var, lakin kafa karıştırıcı ve yanlış yönlendirme yapanlar da çok fazla.
Gençlerin düşünce dünyalarını oluştururken öncelikle ilgi duyduğu alanla ilgili ciddi bilimsel kitapları okumaları gerekir. Kısa videolarla yahut sloganik tırnak içi ifadelerle kimse belli bir dünya görüşüne sahip olamaz. Günümüz gençliğinin şahit olduğum en önemli özelliklerinden biri de her şeyi ne olursa olsun sert bir şekilde eleştirmesidir. Eleştiri elbette ki olacaktır. Ancak eleştiri yapabilmek için öncelikle eleştirdiğiniz konu hakkında yeterli bilgiye sahip olmalısınız. Yapacağınız eleştiri makul, mantıklı, rasyonel ve tutarlı olmalıdır. Yoksa sanal âlemden edindiğiniz yalan yanlış bilgiler ve izlediğiniz taraflı videolar sizi çok farklı yerlere savurur. Diğer taraftan biz yetişkinler çocuklarımıza gerçekten sahip çıkabiliyor muyuz? Onların saatlerce telefonda, bilgisayarda vakit geçirmesine orada ne tür şeylerle meşgul olduğunu bilmeden onlara göz mü yumuyoruz? Açıkçası ebeveynler olarak çocuklarımızı çok serbest bıraktık. Bana göre bu durum iyiye alamet değil. Biz yetişkinler onlarla sofrada ya da çay saatlerinde bir araya gelsek ve kendilerine ülkemizin yakın tarihi hakkında bildiklerimizi anlatsak, değerlerimizi, inancımızı, kültürümüzü ve bizi biz yapan kutsallarımızı anne-baba olarak onlara aktarsak daha iyi olmaz mı?

Eğer bu durum böyle devam ederse bu gençler yarın bizim yaşımıza geldiklerinde sosyal medya üzerinden sanal âlemle yetişen gençler olarak dini, kültürel, milli vb. değerlere çok farklı bakan kişiler olacaklar. Onlara sosyal medyadan, internetten kopun demiyorum. Burada yararlı ve faydalı bilgileri almaya çalışın diyorum. Tabi sosyal medyanın gücünü inkâr edenlerin de hata ettiklerini söylemem gerekir. Özellikle akademisyenlerin ve eğitimcilerin edinmiş oldukları bilgi birikimlerini sosyal medya üzerinden genç kuşaklara aktarmalarında fayda görüyorum. Sosyal medya belki herkesin at koşturduğu bir alan ancak çocuklarımıza sanal âlemde kimleri okuması ve takip etmeleri gerektiğini onlara öğütleyebiliriz. MEB, DİYANET ve Kültür Bakanlığının bu alanda daha fazla yer alması gerekir. Özellikle yakın tarihimiz kitaplarda ve müfredatta yer almalıdır. Değerlerimizi onlara çağın diliyle aktarmalı ve yaşatmalıyız. Kısacası yetişkinler olarak onları tamamen serbest bırakarak sanal âlemin tuzağına terk etmemeliyiz. Yetkililer de bu konuda anne-baba eğitimine önem vermeli ve bilinçli internet kullanıcılığına yönelik faaliyetler yapmalıdır. Eğer bunları yapmazsak çok değil, 10-15 yıl sonra kendi değerleriyle ve ailesiyle çatışan, özüne yabancılaşmış gençlerle karşılaşırız benden söylemesi.

Yorumlarınızı bekliyorum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Prof. Dr. Mehmet DEMİRTAŞ - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Memur Postası Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Memur Postası hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Memur Postası editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Memur Postası değil haberi geçen ajanstır.