Yahudilikte Günah-Kurtuluş İlişkisi

İsrail-Filistin savaşının aslında en önemli sebeplerinden biri de Yahudilerin kendilerini seçilmiş bir ırk olarak görmeleri ve bu uğurda kendinden olmayanlara karşı her türlü eziyeti ve öldürmeyi meşru görmeleri aslında onların ne kadar da sapkın bir din anlayışına sahip olduğuna işaret eder. Bu yazımda Yahudilerin günah ve kurtuluş kavramına yüklediği anlama kısaca temas etmek istiyorum.

İlahi dinlerde ortaklaşa kullanılan günah kavramı insan hayatında var olan bir gerçeklik olup onun zihin ve vicdan dünyasında birtakım rahatsızlıklara sebep olan ve insanı daha sonra kendi iç hesaplaşmasıyla zor durumda bırakacak olan kötü davranışlardan müteşekkil bir gerçekliktir. Günah daha çok yaratıcıya karşı işlenen her türlü suç olarak anlaşılmıştır. Bütün semavi dinler günah kavramını ilk insanın ilahi emri ihlal etmesi ve bunun neticesinde onun ceza olarak yeryüzüne gönderilmesini bir bakıma insan tabiatının bozulması şeklinde değerlendirmiştir. Buraya kadar ortak düşünen ilahi dinler, bundan sonra ise günah kavramından anlaşılan anlam konusunda ayrışırlar. Özellikle günahın tanımı, çeşitleri ve insan üzerinde ne tür bir etkisinin olduğu hususunda bu ayrılık daha da belirginleşir.

Yahudilik açısından Tanrı, Âdem ve Havva'yı kendi suretinde yaratmıştır. Ancak onlar ilk günahı işleyerek “Aden” cennetindeki yerlerini kaybetmişler ve bu sebeple sıkıntılı, meşakkatli bir dünya hayatına maruz kalmışlardır. Yahudiliğe göre Hz. Âdem, günah işleyerek nesline kötü örnek olmuştur. Dolayısıyla kendisinden sonra gelen nesil günah işlemeye meyilli hale gelmiştir. Ayrıca Âdem’in işlemiş olduğu bu günah iyi ile kötüyü ayırt etme duygusunu ortadan kaldırarak kötülük ve acıların kaynağı olmuş ve böylece insanı Tanrı’dan uzaklaştırarak ilahi rahmetin önünü de kesmiştir. Yahudi geleneğinde günah işleyen ruh, kendi cezasını kendisi çeker, tüm insanlık adına ceza çekemez.

Yahudilikte Âdem’in günahının sonraki nesillere geçtiği düşüncesi reddedilmekle birlikte bu günahın etkileri üzerinde oldukça sık durulmaktadır. Âdem’in “Aden Bahçesinde” işlemiş olduğu günah neticesinde hem kendisine hem eşine hem de onları iyi ve kötüyü bilme ağacından yemeye ikna ederek Tanrısal buyruğa karşı gelmelerine neden olan yılana (Şeytan’a) birtakım cezalar verilmiştir. Âdem, Havva ve Yılana verilen cezalarda ortak olan tek husus hepsinin ölümlü olmaları, daha doğrusu ölümlü bir varlığa dönüşmeleridir. Zira bu olaydan sonra Âdem ve Havva’nın durumu artık eskisi gibi olmayacaktır. Onlar işledikleri bu günah yüzünden yüzlerindeki görkemi, sonsuz hayatı ve Aden Bahçesindeki güzellikleri kaybetmişlerdir.

Yahudilikte Tanrı Yehova’ya karşı yapılan bu bağışlama dileği, Hristiyanlıktaki gibi bir rahibin önünde af dilemek ya da günah çıkarmak şeklinde yapılmaz. Bu dinde tövbe Tanrı’ya dönüşün bir ifadesidir ve günah işleyen kişi ancak Tanrı’ya dua ederek, sadaka vererek ve af dileyerek bağışlanma isteğinde bulunabilir. Yahudiliğin kurtuluş anlayışında Tanrı ile insanlar arasında yapılan ahitleşme çok önemlidir. Diğer dinlerde çok fazla göremediğimiz bu ahitleşme İsrailoğulları ne zaman sıkıntıya düşse Tanrı tarafından kendilerine yardım edilip ardından bir takım dinî ve ahlaki uygulamaların onlardan istenmesi şeklinde gerçekleşmiştir. Yahudiliğin Tanrı tasavvurunun daha içkin bir yapı arz etmesi bir bakıma insanların onunla karşılıklı sıcak ve samimi bir ilişki içerisinde olduğu hissinden kaynaklanmaktadır. Tanrı ile yapılan ahitleşme sonucunda ahlaki öğretiler onları daha diri ve enerjik tutmuştur. Ayrıca kendilerini zaten Tanrı’nın seçkin bir ırkı olarak gören İsrailoğulları, kurtuluşun başka insanlar için söz konusu olamayacağını, bilakis kurtuluşa kendilerinin erişeceğine inanmışlardır. Bu uğurda onlar bir takım ritüelleri yapmaktan da vazgeçmemişlerdir. Mesela, Yahudiler günah keçisi adını verdikleri bir keçinin sırtına günahlarını yükleyip çöle salarak böylece günahlarından kurtulduklarına inanmışlardır. Yine bazı Yahudi gruplarınca kutsal bayramları olan Yom Kippur arefesinde iyi bir hayata ve selamete kavuşacağı ümidiyle erkek için horoz, kadın için tavuk kesilmektedir. Bazıları da bunun yerine fakirlere para dağıtarak bağışlanacağını ümit etmektedir.

İslam açısından ise günah bireyseldir. Günahtan arınma dinî bir kuruma veya otoriteye bağlı olmaksızın kişinin pişmanlık duyması ve Allah’a tövbe etmesiyle mümkündür. Diğer bir deyişle günah işlemek İslami öğretide kişinin bireysel tercihi neticesinde yaptığı bir fiildir. Kur’an-ı Kerim bu bağlamda yapılan günahların tamamen ferdi sorumluluk üzerinde olduğunda ısrar eder. İslamda günah çıkarmak ya da günahların bağışlanması hususunda birilerini aracı kılma ya da tövbe alma gibi bir ritüel yoktur. Çünkü bu dinde Allah ile kul arasına hiç kimse giremez. Bu anlamda herkesin yaptığı ve kazandığı tamamen kendisine aittir. Bu noktada insanlardan dünya ile ahiret arasında bir denge kurarken dünyanın cazibesine kapılıp ahiret saadetini ihmal etmemeleri gerektiğine dikkat çeken Kur’an, onlara bu hususta bazı uyarılarda bulunur. Onun bu uyarısı dünyanın geçiciliğine, asıl ve ebedi hayatın ölüm sonrasında olduğuna, bu hayatın imkânlarını fani hazlar için kullanmak yerine onları ebedi hayattaki kurtuluş için değerlendirmenin önemine yönelik olup mutlak ve kesin kurtuluşun cennete girmek olduğuna vurgu yapılmaktadır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Prof. Dr. Mehmet DEMİRTAŞ - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Memur Postası Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Memur Postası hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Memur Postası editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Memur Postası değil haberi geçen ajanstır.

01

hakan - Kuran'ı bilmese de, dini ne olursa olsun (İNSALAR, Nisa 58)bir taraf, diğer tarafa, kendisinin zarar verdiğini bilmesi ile günah yazılır (Bakara 204-206).

Mahkemelik işlerde iki taraf olur; zarar veren, zarar gören.

Nahl 89 Sana bu kitabı her şeyin BEYANI, hidayet, rahmet ve Müslümanlara müjde olsun diye indirdik.

Bir taraf, bir tarafa "zarar" verirse (bile bile), ona GÜNAH yazılır (2/204-206 suç suç ilişkisi). iki tarafın dini farketmez (İNSANLAR, Nisa 58).

Nisa 17... Allah'ın kabul edeceği tövbe, "cahillik" ile bir kötülük yapıp sonra, hemen tövbe edenler içindir ki...

Bakara 286 Ey Rabbimiz! Unutur yahut hata edersek bizi hesaba çekme.

Allah, BİLE BİLE işlenen günahları (3/135, 2/188,4/17) AFFETMEZ. BİLE BİLE şirkin de limiti (4/137,155, 18) vardır.

Allah, BİLE BİLE işlenen günahları (3/135, 2/188,4/17) affetmez. Helalleşmek ile de günahından kurtulamaz (64/14).

...............................................

Şirk yapıldığında, ecel gelmeden önce tevbe edilmelidir.

Başı ve sonu belli olması için bu böyledir.

Nisa 18. Yoksa, kötülükleri yapıp yapıp da her birine ölüm geldiğinde, "işte şimdi tövbe ettim" diyenler için tövbe yoktur. Küfre batmış olarak ölenlere de tövbe yoktur. Böylelerine biz korkunç bir azap hazırladık.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 14 Ekim 10:47