Kopsun Artık Kıyamet!

Yazmak bazen öyle zor geliyor ki insana,

Sırtınızdan sanki binlerce ton yük geçmiş de klavyenin tuşlarına basacak gücünüz yokmuş gibi…

Çok dağınık duygular içerisindeyim.

Bir yanda Gazze’de Müslüman kardeşlerimiz paramparça ediliyor,

Sosyal medyada devamlı parçalanmış çocuk cesetleri, annesini, babasını, sevdiklerini kaybetmiş yavrucaklar görüyoruz.

Feryadı arşı inletecek anne çığlıkları, babaların sessiz gözyaşlarına şahit oluyoruz.

Bu kadar da olmaz dediğimiz her katliamın sonrası gününde daha acımasız katliamlarla karşılaşıyoruz.

Bunun yanında Siyonist Yahudilerin öldürmekten sevap aldıkları, bebek bile olsa öldürmeliyiz yoksa o bebek ilerde bize düşman olacak vb. açıklamalarını görüyoruz.

Sonra iyiden iyiye umudumuz kayboluyor.

Biliyoruz artık ki karşımızda insan denemeyecek derecede vahşi bir grup var.

Kan, gözyaşı, acı, ölümden haz alan bir işgalci grubu.

Derken kendi insanımız dediğimiz, Müslüman bildiğimiz insanların açıklamalarına şahit oluyoruz,

Öyle ki Siyonist katillerin söyleminden daha Yahudi, daha acımasız, daha incitici…

Ruhumuz sıkışıyor, kalbimiz göğüs kafesimize dar geliyor.

Ne yapsak, ne etsek diyorsun.

Gözünün içine bakmaya kıyamadığın yavrularını sevmekten imtina ediyorsun.

Utanıyorsun adeta.

Orada insanlar parçalanmış çocuklarına sarılıp vedalaşırken nasıl biz burada hiçbir şey olmamış gibi hayatımızı devam ettiriyoruz hala anlayamıyorum.

Çaresizliğin tanımı buymuş.

Canın yanıyor, ruhun sıkışıyor ancak bir şey yapamıyorsun.

Artık acılara da mı alıştık nedir ağlayamaz olduk iyice.

Ya da kalbimiz mi katılaştı bilemiyorum.

Bazen kopsun Allah’ım, ne olur artık kopsun kıyamet diyorum.

Gök yarılsın, güneş dürülsün, yıldızlar sönsün ve dökülsün.

Dağlar yürütülsün ve yüklü develer başıboş bırakılsın.

Vahşi hayvanlar bir araya toplansın, denizler tutuşturulsun.

Kabirler altüst edilsin, ruhlar ve bedenler bir araya gelsin…

Demiyor muyuz Allah aşkına.

Nasıl rahatlatıyorsunuz vicdanlarınızı?

Bir tarafta parçalanmış kafalar, etrafa savrulmuş kol, bacaklar, feryat figanlar…

Bir tarafta eğlence, dans, müzik kahkalar…

Ne iğrenç bir cins, mahlûkat oldu bu insanoğlu.

Ahhhhhhhh ahhhhhhh.

Düzelmedi düzelmeyecek biliyorum.

Gelmeyecek o beklediğimiz, özlediğimiz günler.

Konuşuyoruz, yazıyoruz, çiziyoruz ancak hiçbir anlamı yok biliyorum.

Allah’ım Sana havale ediyorum.

İçimdeki fırtınaları.

Kabuk bağlamaz yaraları.

İnsanların aymazlıklarını, duymazlıklarını, gamsızlıklarını…

Sana havale ediyorum.

Hasbunallahü ve ni’mel vekil…

Selam ve dua sizin üzerinize olsun Gazze’li Kardeşlerim…

Kalın selametle, esenlikle, zaferlerle uyanın yeni günlere İnşaallah…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Taner ÇELENK - Mesaj Gönder

# Gazze

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Memur Postası Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Memur Postası hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Memur Postası editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Memur Postası değil haberi geçen ajanstır.