Buram Buram Dünya Kokuyoruz

İnsan denilen mahlûkat tarih boyunca değişik merhalelerden geçerek günümüze ulaşmıştır.

Her devirde toplum içerisinde değişik sıkıntılar, eksiklikler, yanlışlar olagelmiştir.

İnsanlar değişik nedenlerle çok çetin mücadelelere girmiş çok büyük savaşlar yapmışlardır.

Diğer toplumları bir tarafa bırakacak olursak; Müslüman toplumunun hiç olmadığı kadar bencilleştiğini, duyarsızlaştığını, bozulduğunu, madde merkezli bir hayat yaşadığını… rahatlıkla söyleyebiliriz.

Bugün, “komşusu açken tok yatan bizden değildir” diyen bir Peygamberin inşa ettiği İslam medeniyeti maalesef her yönüyle kan ağlamaktadır.

İşte, Gazze’de gördüğümüz vahşete bile duyarsız kalan, tepki vermekten imtina eden, bizim meselemiz değil diyen bir toplum haline nasıl geldik, getirildik.

Memlekette kriz olur, insanların bir kısmı geçim zorluğu yaşar, evine ekmek götürmekte zorlanır, borçlarını ödeyemez hale gelirken; yemekten göbeği çatlayacak hale gelmiş diğer kesim ise krizi nasıl fırsata çeviririz hesabı yapar olmuş maalesef.

Memlekette sel olur, evleri sokakları sular basar, iş yerleri sular altında kalır, insanlar komşularını akrabalarını selde kaybeder… ama bir kesim bu durumda bile sigortadan daha fazla nasıl para alabilirimin, devlete zararımı nasıl fazla gösterebilirimin hesabını yapar olmuş yine maalesef.

Memlekette deprem olur, 8-10 şehir etkilenir, birkaç tanesi haritadan silinecek derecede zarar görmüştür, on binlerce insan ölmüş, aileler yok olmuş, devlet hem madden hem manen çok büyük zarar gördüğü bir zamanda bile müteahhitler ellerini ovuşturur, siyasetçiler buradan nasıl bir taktikle oy devşiririm hesabına girer, konteynerciler aynı maliyetle konteyner fiyatlarını üç beş kat artırır, çökmüş evin enkazından çıkan elbiselerin ceplerini karıştıran, çıkan parayı cebine atan, yağma yapan, marketleri gıda maddesi harici şeyleri dahi almak suretiyle boşaltan, yardım tırlarının önünü kesip içerisindeki yardım malzemelerine el koyan eşkıyalar… ve daha bir çok ahlaksızlıklara nasıl şahit olur olduk.

Komşusunun malına zarar gelince sevinen, kendisinden başka birisinin de mal sahibi olmasına üzülen, kendisinden kimse bir şey istemesin diye her ortamda sürekli yokluktan ve sıkıntılarından dem vuran, birisi bir şey ister diye hal hatır dahi sormaktan imtina eden, menfaat hesabıyla birilerine yakın duran… bir topluluk haline nasıl geldik, getirildik.

Kendisini doğuran, besleyen, büyüten yaşlı anne babaları bakarken ay hesabı yapan, bakmak için sıraya koyan ya da emekli vb. maaşı varsa maaşının hatırına bakan, “zahmetine” katlanan evlatlar haline nasıl geldik???

Adı Müslüman toplumumuzda yaptığımız tüm işler de mutlaka bir hesabımız, arka planımız var.

Hasbilik, samimiyet, Allah’ın rızası gibi değerler maalesef yok denecek kadar az hale geldi.

Eskiden ne derler, ayıp olur diye yapmak zorunda olduğumuz zorunlu iyiliklerimiz bile kalmadı.

Tüm hesaplarımız dünyalık, menfaat, maddiyat üzerine maalesef.

Eskiden izlediğimiz batı kökenli filmlerde birisi birisine bir iyilik yaptığı zaman diğeri “sana bir iyilik borçlandım” derdi.

Ne demekti iyilik borçlanmak?

Anlam veremezdik.

Çünkü iyilik karşılık beklemeksizin yapılırdı.

İyilik yapan zaten iyilik bulurdu çocukluk döneminde söylediğimiz şarkılarımızda da olduğu gibi.

Yanlış yapıyoruz dostlar, yanlış yapıyoruz komşular, yanlış yapıyoruz insanlar.

Kendi kendimizi bitiriyoruz.

Tüm hesaplar dünya için olmuş.

Buram buram dünya kokuyoruz maalesef.

Her yapılan işte ben ne kazanacağım bu işten hesabı yapılmaz.

Başka insanların da mutluluğuna, kazançlı çıkmasına vesile olacak işler yapmalı, dualarına talip olmalıyız.

Her insan ben ne yiyorsam yiyebilsin, ne giyiyorsam giyebilsin, ne alıyorsam alabilsin diye mücadele etmeliyiz.

Acılarda, felaketlerde, musibetlerde, savaşlarda, kıtlıklarda… rant hesabı yapılmaz.

Acının, gözyaşının, zulmün dinine, diline, ırkına, rengine bakılmaz.

Bütün dünya olarak kaybettiğimiz İnsanlık hazinemizi hep beraber bulmalı ve ortaya çıkarmalıyız.

Gerçek mutluluğun, akrabanın, komşunun, dostunun, arkadaşının, başka insanların mutluluğunda olduğunu bilmeliyiz…

Ne mutlu başkalarının mutluluğuna vesile olanlara.

Ne mutlu hesapsız, plansız sevebilene.

Ne mutlu dünyayı başına taç değil, ayağına paspas yapabilenlere…

Selam ve dua ile kalın sağlıcakla…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Taner ÇELENK - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Memur Postası Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Memur Postası hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Memur Postası editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Memur Postası değil haberi geçen ajanstır.