Tanzimat’ın Neticesi “28 Şubat” Ve Günümüze Etkisi

28 Şubat Darbesinin üzerinden 27 yıl geçti, ne kadar bitti, gitti desek de etkisi hala devam etmektedir.

28 Şubat darbesi ile başımıza gelenleri sıralayacak olursak:

Her şeyden önce Rahmetli Erbakan ile Tansu Çiller’in başarılı iktidarı yıkıldı.

-Çok kısa sürede cumhuriyet tarihin ilk denk bütçesini yapan hükümet en azından 5 yıl iktidarda kalsaydı ekonomik açıdan çok mesafe alabilirdik.

-Meslek liselerine getirilen katsayı farkı yüzünden bitme noktasına gelen meslek liselerini hala toparlayamadık, istediğimiz seviyeye getiremedik, ara eleman sorunun çözemedik, herhangi bir mesleği olmayan yüzbinlerce genç bu yüzden türedi.

- 8 Yıllık zorunlu eğitim ile imam hatiplerin ortaokul kısmı ve 15 yaşından küçük çocukların (ortaokulu bitirmeyen) Kur’an kurslarına, başörtülü kızlarımızın üniversitelere gidememesi ve yeni neslin yetişmesinde oluşan manevi boşluk.

- Bu boşluğu dolduran FETÖ ve zayi olan yavrularımız.

-Ülkemizde şuan FETÖ zede olmayan ve ne dersek diyelim ülkesine karşı burukluk yaşamayan aile sayısı mütedeyyin kesimde yok denecek kadar az.

- Bu durumun da bir an önce ele alınması gerek artık.

- Sayın Cumhurbaşkanımızın da ifade ettiği ibadet maksatlı bu gruba dâhil olan alt tabakanın devletle barışması için atılacak adımlar önemli.

- Kandırılan ve kandırıldığına inandığı ve pişman olduğu halde devletçe görevinden uzaklaştırılan, ihraç edilen bu insanları tekrar kazanmalıyız.

- Bu grup her ne kadar inancı gereği sağlam duruyor gibi görünse de ister istemez yakın çevresi (evlatları) olayları tam manası ile idrak edemediğinden devletine karşı daha büyük bir kinle büyümekte maalesef.

- 28 Şubat’la ortaya atılan “irtica tehdidi” haberleri, tarikatların kötülenmesi vb. faaliyetlerle bastırılan İslami duyarlılıklar yerini milliyetçilik söylemleri ile etnik kimliklerin kaşınması.

Neticesinde Cumhuriyetle birlikte süregelen sistematik bir devlet baskısının da etkisiyle Kürt gençliğinde sağlam bir taban oluşturan maneviyattan yoksun, İslam’dan uzak, Türk düşmanı, her türlü sapkın akımın alan bulduğu sözde Kürtlerin temsilcisi bir parti.

Toparlayacak olursak:

Hayatımızın merkezinden uzaklaşan ve sekülerleşen bir İslam anlayışı, (tesettürde, siyasette, ticarette, ekonomide, eğitimde… Etkisi ortada)

Bu anlayışta FETÖ’nün etkisi de şüphesiz çok çok fazla. (İnsanlar 15 Temmuz sonrası cemaatlere, sohbetlere, tarikatlara mesafe koydu maalesef)

Başımızın belası ırkçılık ile tekrar bir dünya devleti, ya da süper gücü olmamız imkânsız.

Kürt kardeşlerimizi, gençlerimizi her türlü sapıklığı içinde barındıran, sözde hümanist, dış mihrakların içimizdeki maşası pkk ve uzantıların kucağından kurtaracak eylem ve söylemlere ağırlık vermeliyiz. (Kaybedecek bir yavrumuza dahi tahammülümüz yok anlayışında olmalıyız.)

400 yıl birlikte yaşadığımız Araplarla bir an önce tekrar bağlarımızı kuvvetlendirmeliyiz.

Kirli oyunlarla bizi birbirimize düşman ederek başta petrol olmak üzere çağın enerji kaynaklarını ülkelerine akıtanların esas düşman olduğunu hem kendimiz bilmeliyiz hem de Araplara anlatmalıyız.

Azerbaycan’la başlattığımız dostluğumuzu tüm Türki Cumhuriyetlere yayarak genişletmeliyiz.

Bizi ABD, Çin, Rusya, AB gibi güçlere karşı caydırıcı güç yapacak yegâne çözüm İSLAM çatısı altında kuracağımız bir birlik olacaktır.

28 Şubat: Tanzimat’la başlayan sürecin (Islahat, meşrutiyet ilanları, Abdülhamid Han’ın darbeyle devrilesi, Halifeliğin kaldırılması, Harf inkılabı, medeni kanunun kabulü, ezanın Türkçeleştirilmesi, 1960 darbesi (Menderes’in idamı), Özal’ın iktidarının ve ardından Erbakan iktidarının devrilmesi) neticesidir.

Yaklaşık 200 yıllık bir planın finalini yaptıklarını düşündükleri için bin yıldan fazla etkisinin süreceğine inandılar.

Biz (Osmanlı) yıkıldığımızdan beri İslam Âleminin hali ortada.

Ne Filistin’e ne Doğu Türkistan’a, Ne Arakan’a ne diğer dünya mazlumlarının feryatlarına hiçbir şey yapamıyoruz.

Gözlerimizin içine baka baka Müslüman katliamı yapıyorlar.

Bu dünyada şu halde hiçbir Müslüman güvende değil.

Şuan katliama maruz kalmıyorsa sadece sırası gelmemiştir.

İsteyen istediği kadar kurtuluşu batıda arasın.

Süper güçlerin mandasında olmakla güvende olacağını sansın.

Kurtuluş Yalnız ve Yalnız İSLAM birliğindedir.

Çünkü biz savaşa Allah Allah diyerek, düğüne gider gibi gideriz.

Tetiğe Besmele ile basarız.

Şehadet için dua ederiz.

Selam ve Dua ile kalın sağlıcakla…

*26 Şubat 1954: İyi ki doğdun REİS, (70 yaşında yüklendiğin ağır yükte Allah yardımcın olsun, yükünü paylaşacak dostlar, dava arkadaşları nasip etsin.)

*26 Şubat 1992: 613 Azeri kardeşimizin Ermeni katiller tarafından, hunharca, vahşice, işkenceyle, insanlık dışı bir şekilde katledildiği Hocalı Katliamını Unutma!!!

*27 Şubat 2011: Merhum Necmettin ERBAKAN hocamızın vefatının sene-i devriyesi. Rabbim Ona ğani ğani rahmet eylesin. Onu boncuk boncuk terletenler ve onlarla birlikte hareket edenleri birlikte haşreylesin inşaallah…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Taner ÇELENK - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Memur Postası Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Memur Postası hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Memur Postası editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Memur Postası değil haberi geçen ajanstır.