Yeni Vatandaşlık Görevim

28 Şubat sürecinde insanların ensesinde boza pişirilmiş, dindar subaylar ordudan atılmış, öğretmenler işinden olmuş, öğrenciler okuldan kovulmuş, yurt dışına itilmiş, yargısız infazlar almış başını gitmiş, okul birincileri ağızları kapatılarak kürsülerden indirilmiş, yaşlı insanlar kimliklerindeki başörtülü fotoğraf nedeniyle muayene edilmeden vefat etmiş, psikolojisi yapılanları kaldıramayanlar dönüşü olmayacak şekilde aklını kaybetmiş, bankalar hortumlanmış, ülke fakirleşmiş, milletin parası birkaç holdinge peşkeş çekilmiş önemli mi?

Azılı düşman irticayla mücadelede elde ettiğimiz başarı bize yeter.

Dönemin Milli Güvenlik Kurulu kararlarına göre neler oldu özetleyelim:

Şeriat hukukuna dayalı bir İslâm Cumhuriyeti kurmayı hedefleyen grupların faaliyetlerine engel olundu.

Anayasanın tanımladığı demokratik, lâik ve sosyal hukuk devletine karşı oluşturulan çok yönlü tehdit ortadan kaldırıldı.

Cumhuriyet ve rejim aleyhtarı aşırı dinci grupların faaliyetlerine son verildi.

Anti laik grupların demokratik, lâik ve sosyal hukuk devletini güçsüzleştirme çabaları bertaraf edildi.

Devletin yapısal özünü oluşturan sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleri anlayışına yeniden dört elle sarılmamız sağlandı.

Yasalar göz ardı edilerek yapılan çağ dışı uygulamaların takipsiz kalmasının önüne geçildi.

İran İslam Cumhuriyeti'nin ülkemizdeki rejim aleyhtarı faaliyetlerinin sonlandırılmasına dair tedbirler alındı.

Aşırı dinci kesimin toplumda kutuplaşmaya ve milletimizin kamplara ayrılmasına yol açacak çok tehlikeli faaliyetlerinin önlenmesi için yasal ve idari yollarla tedbir alınması sağlandı.

Bu kararlar ve beraberinde getirilen tedbirlere ek olarak vatandaşlık görevi icabı gazeteci fotokopisi Fatih Altaylı da o dönemdeki bazıları gibi büyük mücadeleler verdi. Bu mücadelenin bir yansıması olarak da kendine bir vatandaşlık görevi tanımladı.

Yeni Vatandaşlık Görevim başlığıyla da o dönemdeki Hürriyet’te yazdı görevlerini tek tek.

Ne demiş bir hatırlayalım:

Kendime yeni bir iş buldum.

Bundan böyle kılık kıyafet kanununa aykırı olarak dolaşanları kolundan tuttuğum gibi karakola götüreceğim.

Evlerini polise göstereceğim.

Otomobilde görürsem plakalarını alıp bildireceğim.

Yapılan işlemi savcılığa kadar takip edeceğim.

Yok yok savcılıkta da takip edeceğim.

Hırsız yakalatmak iyi de bu kanun tanımayanları yakalatmak mı kötü?

27 Şubat 2024’te dünya sürgününün seneyi devriyesini idrak ederek rahmetle andığımız merhum Necmettin Erbakan hocamız, kısa süren iktidar ortaklığı döneminde memura, işçiye, çalışana, emekliye rahat bir nefes aldırırken birilerinin musluğunu tıkamış, dönen tekerine çomak sokmuştu.

Zamanı olsa, fırsat verilse uzun süredir savrulan Türkiye’yi daha da toparlayacak, düzlüğe çıkaracaktı.

Olmadı. Oldurmadılar, gücü yetmedi.

Ağırbaşlı, vakur, devlet adamı duruşuyla yapılan her terbiyesizliğin, seviyesizliğin karşısında duruşunu korudu. Mekânı cennet olsun.

Bu yönüyle Erbakan ve Adnan Menderes’in tarzını yakın buluyorum ve günümüzde Recep Tayyip Erdoğan’ın üslubunu sert bulanlara katılmıyorum. Anlayana anladığı dilden konuşuyor, iyi de yapıyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Vedat Uzuner - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Memur Postası Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Memur Postası hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Memur Postası editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Memur Postası değil haberi geçen ajanstır.