Açlık ve Susuzluğun Derinliği -1-

‘Onbir ayın sultanı’ yine kapıda gözüktü. Açlığın ve susuzluğun derinliğini keşfetmeye hazır mısınız? Bedenimiz açlık ve susuzluk ile sınanırken, ruhsal açlığımızı ve susuzluğumuzu giderme fırsatı sunmaktadır Ramazan.

Toplumsal birlikteliği attıran, sabır ve irade ayı olan bu ayın olumsuz düşüncelerin hepsinden arınma ve kötü davranışlardan sakınma amacının olduğunu hatırlatma listesinin başına tutturmalıyız. Günlük rutinimizi değiştirerek huşu ve iç huzur için kazandığımız farkındalığı fiziksel sağlığımız için de ortaya koymalıyız.  Çünkü anlam dünyamıza etkileri gibi fiziksel sağlığa da olumlu ve olumsuz etkileri olabilmektedir. Bu anlamda ruhsal ve fiziksel olarak tam bir irade sınavıdır.

Oruç tutarken özellikle ilk günlerde, özellikle de iftara doğru, şeker düşüklüğü, susuzluk nedenleri ile baş ağrısı, mide bulantısı gibi etkiler beklenmektedir.

Fiziksel sağlığı etkileyen, oruç ile alakalı açlık, susuzluk ve uyku düzeni gibi temel unsurları ayrı ayrı ele almaya çalışalım.

Oruç gibi belli aralıklarda aç kalmanın sağlık üzerine olumlu etki yaptığı geniş çevrelerce kabul görmüştür. Bir başka bakış açısıyla, çağımız beslenme alışkanlıkları o kadar kötüdür ki, bunu kısıtlayacak hemen her türlü uygulama sağlık açısından en azından kısa dönemde olumlu görünmektedir. Oruç ile ilgili çok kapsamlı çalışmalar olmamasına rağmen, açlığın insülin direnci, kalp krizi riski, tansiyon ve bağışıklık sistemi üzerine olumlu etkisi olduğunu bildiren bazı çalışmalar mevcuttur. Orucun bariz faydalarından birinin kanserle ilgili olduğu ortaya çıkmaktadır. Çünkü kanser hücreleri diğer hücrelere göre aşırı hızlı bölündüğünden daha fazla enerjiye ihtiyaç duyarlar. Besini bulamazlarsa, çoğalma ihtimalleri de çok daha azalacaktır. Bu da, oruç gibi enerji sınırlandırmalarında kanser oluşum ihtimallerinin düşük olması demektir.

Bu faydalara paralel olarak zayıflamak için aralıklı oruç diyeti son zamanlarda çok popülerdir. Ancak ramazanda zayıflama konusunda orucun genelde faydası olmadığını gözlemlemişsinizdir, nedeni ise uzun açlık sonrası nefse (modern bilimdeki adıyla hipotalamusa) uyarak yemek miktarının abartılmasıdır. Bu da açlığın sağlık üzerine olan olumlu etkilerini tersine çevirmektedir. Birden bire yemeğe yüklenmek yerine sahura kadar yayarak yemeli ve toplam yenilen miktarın oruçsuz günlerdekinden daha az olması için de irade göstermeliyiz.

Vücuda ihtiyacından az su alımının ise olumlu fiziksel bir yönü bildirilmemiştir. Yani besin eksikliği en azından çeşitli açılardan kabul edilebilir olsa da, suyun eksik olması vücut için genelde bir sorundur. Uzun süre susuz kalmanın kan basıncı ve kan akımı üzerine olumsuz etkileri olabilmektedir. Bu nedenle iftardan sahura kadar bol bol su içmeli, susuzluğumuz geçti ise bile ara ara su içmeye devam etmeliyiz. İftar-sahur aralığında yemeği abartmakdan kaçınabildiğimiz kadar kaçınmamız gerekirken, suyu ise içebildiğimiz kadar içmemiz gerekir.  Ancak suyu fazla ve hızlı şekilde almak da sorunlara yol açabilir. İftardan sahura yayarak 2.5- 3 lt ‘ye kadar hedeflemeliyiz. Hele ki sıcak yaz günlerinde, susuzluk açısından kendimize çok dikkat etmeliyiz. Diğer bir konu da su kaybını artıran fiziksel uğraşlar, egzersiz gibi durumları mümkün olduğunca sabah ve akşam saatlerinde yapmaya çalışmalıyız.

Sahura kadar uyanık kalmak ya da biraz geç yatıp sahura kalkmamak gibi durumlarda, özellikle yaz aylarında daha çok yapılır, uyku düzeni bozulur ve buda sağlığı olumsuz etkileyebilir. Uykusuzluğun zararlarını azaltmak için, uykumuzu alıp sahura kalkmak, hem yemeği daha geniş zamana yaymak, hem susuzluk süresini en kısa zamana indirmek, hem de manevi havayı yakalamış olmak adına daha uygun görünmektedir.

Orucun belki de en önemli faydası, zor bir görevi "başarma duygusu" nun verdiği hazdır. Tam da bu bağlamda, sadece oruçluyken değil iftar-sahur arasında da olumsuz düşünce ve alışkanlıkların hepsinden arınma iradesi ortaya koyup bunu başaralım ki, günlük akışın değiştiği ve bir farkındalık fırsatı sunan Ramazan Ayı, sadece açlık ve susuzluk eziyeti olarak kalmasın geride.

Bir sonraki yazımda, kalp hastaları ve oruç hakkında yazarak bu konuya devam edeceğim.

Sağlıklı ve kaliteli bir Ramazan dileğiyle…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Doç. Dr. Ahmet AKDİ - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Memur Postası Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Memur Postası hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Memur Postası editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Memur Postası değil haberi geçen ajanstır.