Kur'an'dan Darwinci Anlamda Bir Evrim Çıkmaz!

Evrim teorisi en geniş kabul gören açıklamaya göre özellikle biyolojide canlı varlıkların yeryüzünün tarihi boyunca geçirdikleri dönüşümlerin tümünü ifade eden bir düşüncedir. Bu da canlı varlıklar ve onların doğal çevrelerinden arta kalan kalıntılarına ilişkin emprik gözlemlerden hareketle basitten karmaşıklığa, homojenlikten heterojenliğe doğru bir geçiş sürecini anlatır.

Genel olarak bu teorinin ana iddiası, bütün canlıların birkaç milyar yıl önce oluşmuş tek hücreli ortak bir atanın soyundan geldiğini ileri sürmesidir. Bu ortak atanın soyları boyunca ortaya çıkan ve aktarılan değişimler, bütün canlılığın açıklaması olarak kabul edilir ve bu değişikliklerin sebebi genlerdeki ‘mutasyonlarla, dünya ortamına uygun canlıların hayatta kalıp diğerlerinin elenmesi ise ‘doğal seleksiyon’ mekanizmasıyla açıklanır.

Ateistler tarafından inananlara sıklıkla karşı tez olarak ileri sürülen bu teori konusunda nasıl bir yaklaşım sergileneceği gerçekten çok önem arz etmektedir. Zira bu konuda yani evrimi kabul eden teist ve ateist kesim Darwin’in ileri sürmüş olduğu iddiayı bilimsel bir gerçeklik olarak kabul etmektedirler.

Özellikle Batı dünyasında ve dünyanın çoğu yerinde bu teori bilimsel bir gerçeklik olarak kabul edilmektedir. Ülkemizde de bu düşüncede olan ateist ve teist epeyce kişi bulunmaktadır. İnancımız açısından özellikle Kur’an’ı Kerim’e baktığımızda bir evrim düşüncesinin olduğunu söyleyemeyiz. Zira Kur’an’da yüce Allah, insanı ne şekilde yarattığını çok açık bir biçimde anlatıyor. Evrimi kabul edenler bu sürecin arkasında Tanrı var diyorlar.

Ancak o zamanda başka sorunlar ortaya çıkıyor. Eğer böyle bir süreç olsaydı Allah vahiyde bunlara değinirdi diye görüş belirtenler de var. Aslında bu mesele diğer canlılardan daha çok “insan” odaklı tartışılmaktadır. Meselenin kilit noktası da burasıdır. Aslında insanı paranteze alırsak sorun çözülür kanaatindeyim. Zira diğer canlıların nasıl yaratıldığına dair Kur’an’da herhangi bir bilgi geçmiyor. Onların bugüne kadar nasıl tür değiştirerek evrimleştiği hususu dinle çatışmaz.

Ancak söz konusu insan olunca ister istemez şu sorular aklımıza geliyor: Diyelim ki bir an için insanın atasının maymun olduğunu varsayalım, yani bedensel evrimi kabul ettik. Peki, o zaman insanın zihinsel evrimini nasıl açıklayacağız? Yani bedensel olarak maymundan insana doğru evrimleşen bu varlıkta soyut özellikler nasıl ortaya çıktı? Onlar da mı evrimleşti?

Açıkçası insan bu âlemde hiçbir canlıda olmayan vasıflara sahiptir. Mesela, akıl, zihin, nefs, ahlak, kültür vb. Bizde var olan bazı duygular hayvanlarda yoktur. Ayrıca bu evrim süreci içinde niçin akıllı varlık ortaya çıktı? Evrimsel süreçte akıllı varlığın ortaya çıkması nasıl açıklanacak? Akıllı varlık ortaya çıkmak zorunda mıydı? Neden bizde iyi-kötü, doğru-yanlış, sevap-günah vb. düşünceler oluştu?

Diğer taraftan Darwin’in dediği organizmaların iç ve dış adaptasyonunun doğal seleksiyonla açıklanmasını kabul etsek bile bütün bir evrim sürecinin kendisini nasıl açıklayacağız? Eğer konu teist evrimcilerin dediği gibi ise o zamanda şu soru onlara sorulurdu: Allah, yirmi üç yıl boyunca altı bin kusur ayet gönderiyor, yaratılışı ve niçin yarattığını her yönüyle açıklıyor da böylesine önemli bir konu hakkında neden hiç bahsetmiyor? Sorusunun cevabı önem arz eder. Dolayısıyla bazılarının evrim teorisini özellikle de Darwinci evrim teorisini İslam inancıyla bağdaştırmaya çalışması beni ikna etmiyor.

Müslüman düşünürlerin söylediği evrim teorisi ise Cahız, İhvan-ı Safa, İbn Miskeveyh vb. Darwin’in söylediği şekilde değildir. Onlar, bir türün diğerine dönüşmesi anlamda söylememişlerdir. Onlarınkisi türler arasındaki derece ve mertebeye dikkat çekmektir. Neticede 8 milyon canlı türü içinde sadece insan burada farklılık arz ediyor.

Evrimi savunanlar eğer insanı dışarda bırakırlarsa dini açıdan sakıncası olmaz, ancak insanı da aynı şekilde sürecin içine sokarlarsa o zaman evrim konusu dinen sıkıntılı olur kanaatindeyim. Zira Kur’an’ı Kerim’de insanın yaratılışını çok açık detaylı bir şekilde anlatan onlarca ayet var. Onarın hepsini sembolik olarak yorumlamak doğru değildir. Eğer öyle yorumlayacak olursak Kur’an’daki ayetlerin çoğunun sembolik olduğu gibi bir durum ortaya çıkar. Ben bu düşünceyi doğru bulmuyorum. Çünkü Kur’an’ı en iyi anlayan, anlatan ve yaşayan Hz. Peygamber’dir. Eğer biz Kur’an’ı ondan daha iyi anladığımızı ve yorumladığımızı iddia edersek saçmalarız. O nedenle zorlama yorumlarla bir şeylerin bir araya getirilmesi çok sağlıklı bir bakış açısı değildir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Doç. Dr. Mehmet DEMİRTAŞ - Mesaj Gönder

# dünya

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Memur Postası Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Memur Postası hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Memur Postası editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Memur Postası değil haberi geçen ajanstır.