Tut Kalbimizden Allah’ım!

Tatlı bir heyecan başladı içimizde; çünkü on bir ayın sultanı Ramazan geldi.

Hoş Geldin Ya  Şehri Ramazan!

Umut doğdu!

Yeniden hatırlattı insanlığı, sevgiyi, saygıyı ve en önemlisi duyarlı olmayı.

Yapılan iyiliklere mükâfatın fazlasıyla verildiği, cennet kapılarının açıldığı, şeytanların zincire vurulduğu; başı rahmet, ortası mağfiret olan, içerisinde Kur’an-ı Ker’im’in indirilmeye başlandığı bin aydan daha hayırlı Kadri Gecesi’ni barındıran bu kutlu zaman diliminin en önemli ibadeti Oruç’tur.

Peygamber Efendimiz (S.A.V.) şöyle buyuruyor: “Oruç kötülüklerden koruyan bir kalkandır.”

“Tutuyoruz” dediğimiz Oruç, bizi tutuyor aslında.

Bir kalkan gibi şeytanın oklarından, nefsin telkinlerinden, heva ve hevesin pervasızlıklarından koruyor.

Ey Oruç!

Önce kalbimize gir, orada yer edin.

Kafesinde çırpınan imanımızı tut.

Bilmediğimiz diyarlarda başıboş uçan kanatlarımızı tut.

Şehvetle bakan gözümüzü, sitemler ile dolu ağzımızı tut.

Daldıkça daldık dünyaya. Açları, açıkta kalanları unuttuk.

Tut çıkar bizi bu hayattan. Aç ve açıkta kalmanın ne demek olduğunu öğret bize. Tüm kötülüklerden uzaklaştır bizi. Dünyevi heveslerimizi, arzularımızı dizginle.

Ey Oruç, tut bizi!

Susayan gönülleri iftarda su ile buluştur.

Öyle ise hadi Bismillah diyelim derinden niyet edelim kalbimizle.

Bir menkıbe ile bakalım acaba bu değerli niyet ne demek.

Birkaç genç Ramazan ayında yaşlı birinin kuytu bir köşede gizliden gizliye yemek yediğini görürler. O yaşlı kişiye takılarak:

- Hayırdır oruçlu değil misiniz?  

Yaşlı adam:

- Tabii ki Oruçluyum, sadece su ve yemek yiyorum.

Gençler gülerek:

- Gerçekten mi?

Yaşlı adam:

- Gerçekten tabi, yalan söylemiyorum. Kimseye kötü gözle bakmıyorum. Kimseyle alay etmiyorum. Kimseye küfür etmiyorum. Kimsenin kalbini kırmıyorum. Kimsenin malına, ırzına göz dikmiyorum. Lakin bir hastalıktan dolayı sadece mideme oruç tutturamıyorum o kadar.

Bu sefer yaşlı adam gençlere dönerek:

- Peki siz Oruçlu musunuz?

Gençler utanarak başlarını önlerine eğip:

- Hayır, oruç değiliz. Sadece yemek yemiyoruz biz! derler.

Yemeden, içmeden Oruç tutmak kolaydır. Asıl önemli olan içimizdeki kin, nefret, öfke, şiddet orucu tutmaktır.

Tut bizi ey Ramazan!

Hiç tutmadığın kadar tut bizi. Yeryüzündeki kana, fesada, savaşa karşı ayakta tut bizi.

Yetimin, mazlumun, garibin hakkını gözetmek için tut bizi.

Ve dua niyetiyle diyelim ki;

Ramazan; eğer kalp kırmamaksa, gönül almaksa; gönül orucunuz mübarek olsun.

Dilini temiz tutmak, rızkına şükretmek ise; dil orucunuz mübarek olsun.

Gözünü haramdan sakınmak, güzel bakmak ise; göz orucunuz mübarek olsun.

Kulağını gıybete kapatmak, Kur’an sesini açmak, Hak kelamı duymaksa; kulak orucunuz mübarek olsun.

Güzel düşünmek, kul hakkına dikkat etmekse; bedeniniziniz, aklınızın ve ruhunuzun orucu mübarek olsun.

Tuttuğumuz oruç hürmetine tut kalbimizden Allah’ım, bir ömür aşkına niyetli kalsın kalbimiz.

Selam ve dua ile :)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Zeyno Akgümüş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Memur Postası Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Memur Postası hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Memur Postası editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Memur Postası değil haberi geçen ajanstır.