1. HABERLER

  2. MEMUR HABER

  3. MEB PERSONELİ

  4. MEB Öğretmeninin Performans Sanatı
MEB Öğretmeninin Performans Sanatı

MEB Öğretmeninin Performans Sanatı

’1960'lı yıllarda ortaya çıkan performans sanatı, izleyicinin önünde canlı olarak icra edilen bir sanat biçimidir. Performans sanatı metinden bağımsızdır ve o an olur, tekrarı yoktur.’

A+A-

‘’1960'lı yıllarda ortaya çıkan performans sanatı, izleyicinin önünde canlı olarak icra edilen bir sanat biçimidir. Performans sanatı metinden bağımsızdır ve o an olur, tekrarı yoktur.’’                                                                                                                               

Marina Abramovic örneğinde olduğu gibi kimi performanslarda sanatçı sahneye çıkar; pasif, edilgen durumdadır. İzleyicilerin onun bedeni üzerinde uygulaması için sahneye bırakılmış gül, kuş tüyü, bal, kırbaç, makas, boya, tek bir kurşun ve bir silahın da aralarında bulunduğu onlarca obje arasından izleyici istediği objeyi alarak performans sanatçısının bedeni üzerinde istediği şekilde uygulama hakkına sahiptir. Yani, sanatçı eserin kendisidir. İzleyici ise o eseri tamamlayan sanatçı durumundadır. Performans sırasında sanatçının yaralanması işin doğası gereği mümkündür. İzleyici, objelerden makası alıp sanatçının elbisenin bir parçasını kesmekten tutun, jiletle sanatçıyı yaralamaya varıncaya değin çeşitli biçimlerde performans sanatçısı üzerinde tasarrufta bulunabilmektedir. Programın bir yerinde izleyicilerden birinin, içinde tek kurşun bulunan silahı sanatçıya doğrultup kullanma teşebbüsünün son anda önlendiğini buraya not düşelim. Performans sanatını icra ederken hayatını kaybeden onlarca sanatçının bulunduğunu da ekleyelim.

Marina Abramovic performansını şu şekilde ifade ediyordu: "Şunu anladım ki... İşi izleyiciye bırakırsan, seni öldürebilirler... Taciz edilmiş hissettim, elbiselerimi kestiler, karnıma gülün dikenlerini batırdılar, bir diğeri engel oldu. Çok agresif bir durum ortaya çıktı. Altı saat sonra, planladığım gibi ayağa kalktım ve izleyiciye doğru yürümeye başladım. Herkes kaçmaya başladı, gerçek bir yüzleşmeden kaçıyorlardı."

Bugün, Milli Eğitim Bakanlığının öğretmene performans uygulamasının da bundan bir farkı yoktur. Eğitimin öznesi olmaktan çıkarılmış, nesneleştirilerek pasifize edilmiş, edilgen bir pozisyona sürüklenmiş öğretmenler; Millî Eğitim Bakanlığının performans uygulamasıyla öğrenci ve velilerin önüne atılmış durumdadır. Öğretmenin kariyeri, birikimi, şahsiyeti, itibarı adeta boş bir tablo halinde öğrenci ve velilerin önüne konularak buyurun eserinizi icra edin denilmiştir.

Öğretmene performans sanatının son örneğini Ağrı Patnos’ta gördük. Patnos-Aktepe Yatılı Bölge Okulu Müdürü Yusuf Varol örneğinde olduğu gibi bu tür olaylar Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın’ın ifadesiyle; ‘’Gerektiğinde sırtta taşınanların, sırtımızdan hançerlediği kaderimiz olmaya başlamıştır.’’

Türkiye’nin dört bir tarafından Alo 147’lerle, bıçaklarla, süpürgelerle, sopalarla öğretmene performans uygulanmakta, sanat eseri tamamlanmakta, öğretmen hem fiziki, hem psikolojik olarak biçimlendirilmektedir.

24 Kasım 2011’de dönemin Millî Eğitim Bakanının öğretmeni örseleyen tavırları karşısında kaleme aldığımız yazıda;

‘’Antik yunan mitolojisinde Procrustes isminde birinden bahsedilir. Procrustes, Atik yarımadasında Eleusis yakınlarındaki tepeleri kendine mesken tutmuş. Derler ki; iyi bir ev sahibidir. Yoldan geçenleri aç ve açıkta bırakmaz; onları pek iyi ağırlar, yedirir, içirirmiş. Ancak gece olunca, Procrustes, her misafirine mükemmel uyum ve rahat bir uyku sağlayan bir yatağı olduğunu söylermiş. Gelip geçen herkesi bu demirden yatağa yatırır, ayaklarının dışarı taşan kısmını keser; tersine, adamın boyu kısa gelirse "gererek uzatırmış". Bu nedenle, onun misafirleri sabaha evden çıkamazlarmış.                                                                                                                     

Eğitimin asıl sorunlarını ikinci plana öteleyerek, eğitimin öznesi öğretmenleri Procrustes’in yatağına yatırmak, aynı kalıba sokmak isteyen, öğretmenleri dışlayan, hor gören, öğretmeni yok sayan anlayışı protesto için İstanbul’da görev yapan bütün öğretmenlerimizi tepkilerini göstermeye çağırıyoruz.’’ demiştik.

Şimdi de; 27 Mart Salı günü saat 12.00’de İstanbul’da görev yapan tüm öğretmenlerimizi İstanbul İl Millî Eğitim Müdürlüğü önüne tarihe tanıklık etmeye bekliyoruz…

Öğretmen ayağa kalktı… Marina Abramovic’in de dediği gibi: ‘’Kaçmadan, gerçek bir yüzleşmeye hazır mısınız?’’

Celal DEMİRCİ

celaldemirci@gmail.com

https://twitter.com/celaldemirci

https://www.facebook.com/celaldemirci44

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.