MEB Yönetici Görevlendirme Yönetmeliğini Kim Nasıl Yorumladı?

EĞİTİM KURUMLARINA YÖNETİCİ SEÇME VE GÖREVLENDİRME YÖNETMELİĞİNİ KİM NASIL YORUMLADI?           

Millî Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumlarına Yönetici Seçme ve Görevlendirme Yönetmeliğini geçtiğimiz günlerde yayımladı. Yeni yönetmelik yayımlanır yayımlanmaz kamuoyunda yönetmeliğin uygulanabilir olmadığı ve kazanılmış hakları korumadığı tüm kesimler tarafından yüksek sesle dile getirildi. Tüm sendikalar yönetmeliğe dava açacaklarını belirtirken, MEB’de görevli ve geçmişte görev yapmış olan bürokratlar ile akademisyenler yayımlanan yönetmeliğe sert tepki gösterdiler. Yayımlanan Yönetmelik okul yöneticiliği mesleğine ilişkin beklentileri karşılamadığı gibi eğitimciler arasında büyük hayal kırıklığına da sebep oldu.

Yönetmeliğe en sert tepkilerden birini Eğitim Bir-Sen verdi. Eğitim Bir-Sen yaptığı açıklamada;

  1. Yayımlanan yeni yönetmelikte kazanılmış birtakım hakların yok sayılarak değerlendirmeye alınmamasının yönetmeliği daha uygulanmadan tartışmalı hâle getirdiğini belirtti. Yönetici görevlendirmede “eğitim yönetimi sertifikasına sahip olmak” şartı ile ilk defa yönetici görevlendirme sürecinde sertifikasyon uygulamasının hayata geçirildiğini ve sertifikasının alındığı tarihi takip eden yıldan itibaren sekiz yıl süreyle geçerli olmasının ise hukuki dayanaktan yoksun olduğun vurgulandı.
  2. Eğitim yönetimi alanında tezli/tezsiz yüksek lisans veya doktora programlarının, bir sertifika programından çok daha kapsamlı ve nitelikli olduğu ifade edilerek, Eğitim yönetimi alanında tezli/tezsiz yüksek lisans veya doktora yapmış olanlar için eğitim yönetimi sertifikasına sahip olma şartının aranmaması gerektiği belirtildi.
  3. Önceki yönetmelikte belirli alan öğretmenlerine alanlarıyla ilişkilendirilmiş eğitim kurumlarına yönetici görevlendirme sürecinde ilave beş puan verilmek suretiyle bir avantaj sağlanırken, yeni Yönetmelikte belirli eğitim kurumları yöneticiliğinin belirli alanlara tahsis edilmesi sonucunu doğuracak nitelikte bir düzenleme yapılmasının kurum içi çalışma barışını bozacak mahiyette sonuçlar üreteceği değerlendirildi.
  4. Yöneticiliğe ilk defa görevlendirmelerde sözlü sınav uygulamasının yönetmelikteki hâliyle korunmuş olmasının yerinde olmadığı ve Bakanlığın, sözlü sınav süreçlerinin hukuka uygun ve adil bir şekilde yürütülmesini sağlama yükümlülüğünün bulunduğuna yer verildi.
  5. Değerlendirme formlarında, değerlendirmenin yapıldığı yıl ve değerlendirme yapıldığı yıldan önceki dört yıldaki ödüllerin değerlendirmeye alınmasının kazanılmış hakların ihlali anlamına geldiği analiz edildi. Söz konusu başarı, üstün başarı belgesi ve ödüllerin süreli verilmediği ve kişinin liyakatini ortaya koyan belgelendirmeler niteliğinde olduğu açıklandı. Bu itibarla ödüllerin sadece dört yılla sınırlı tutulmasının hukuka ve kanuna aykırı olduğuna yer verildi.

Türk Eğitim-Sen tarafından yapılan açıklamada da yönetmelikle ilgili yapacakları değerlendirme sonucunda liyakati ve başarıyı perdeleyen hususları yargıya taşıyacakları belirtildi. Yönetmelikte “liyakat ve adalet” ilkeleri çerçevesinde arazlı hususların göze çarptığı ifade edildi. Bakanlığın, sözde STK’ların tazyik ve dayatmasıyla ortaya koyduğu iradeyi değiştiriyor olmasından sorumluluk makamında bulunan MEB yönetiminin hiç mi rahatsız olmadığını sorduğu açıklamasında;

  1. İlk göze çarpan hususun, sunumu yapılan taslak metinde olmadığı halde, yayınlanan metinde mülakatın getirilmiş olduğuna yer verildi.
  2. Eğitim Yönetimi Sertifikası şartının bu yönetmeliğe göre ilk defa düzenlenecek Eğitim Yönetimi Sertifika Programının kesin sonuçlarının ilan edildiği tarihe kadar aranmayacağının belirtildiği ve sertifika programının önümüzdeki atama dönemine yetiştirilmeyeceği endişesini taşıdıkları vurgulandı.
  3. Yayımlanan yönetmelikte, yönetici atamaya esas puanın %30’unu oluşturacak olan değerlendirme formunda, sadece son dört yılda alınan ödüllerin puan karşılığının olacağı ifade edildiğini bunun ise haksızlık doğuracağının altı çizildi.

Eğitim Sen tarafından yapılan açıklamada MEB’in Eğitim Bir-Sen’in baskılarına dayanamayarak liyakat yerine mülakat tercihinde bulunduğuna yer verildi. Sendikaya gönderilen yönetmelik taslağında yönetici görevlendirmelerinde sözlü sınava yer vermediği açıklandı.

Eğitim İş tarafından yapılan açıklamada ise, 19 yıl boyunca 20 civarında değişikliğin olduğu Yönetici Görevlendirme Yönetmeliğinde ilgili taslakta olmadığı halde, sözlü sınavın yer almasının kabul edilemez olduğu belirtildi. Sözlü sınav uygulamasının getirilmesinin, Bakanlığı, Bakan ya da bürokratların değil cemaatlerin ve uzantısı sendikaların yönettiğinin göstergesi olduğu vurgulandı.

Bize göre de MEB’in Harvard’la, Oxford’la, öğretmenlerin mesleki gelişimleri için yaptığı protokolleri büyük bir gururla sunduğu bu dönemde kendi ülkesindeki üniversiteleri yok saydığı algısını oluşturacak düzenlemesi yanlıştır. Nitekim bu konuda Talim ve Terbiye Kurulu Başkanı Prof. Dr. Burhanettin Dönmez ve Başkent Üniversitesi Eğitim Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Servet Özdemir’de sosyal medya üzerinden tepkilerini gösterdiler. Ayrıca belirli eğitim kurumları yöneticiliğinin belirli alanlara tahsis edilmesi sonucunu doğuracak nitelikteki düzenlemenin Anayasanın eşitlik ilkesine aykırılık teşkil edeceği değerlendirilmektedir Bakanlık tarafından adeta bu kurumlarda ki diğer branş öğretmenlerine “Sen bu kurumda sadece öğretmen olabilirsin” denilmektedir.

Gelinen noktada sendikalar yönetmeliğe getirdikleri eleştirileri Eğitim Bir-Sen’i neredeyse merkeze alarak yapmakta ve sorunun çözümüne katkı sunmayı ıskalamaktadırlar. Eğitim Bir Sen’in getirdiği eleştirilere bakıldığında ise kazanılmış hakların korunmasını ve akademik çalışmaların hakkının teslim edilmesini öncelediği görülmektedir.

Daha önce kaldırılan Yüksek Lisans ve Doktora için artırımlı ek ders uygulamasını toplu sözleşme sonucunda yeniden getiren ve oranları artırma mücadelesi veren Eğitim Bir-Sen’ in tavrı ve mücadele yöntemi kamuoyu tarafından daha tutarlı olarak algılanmaktadır.

Netice itibariyle Yönetmeliğe Eğitim-Bir-Sen’in ilkesel, diğer sendikaların ise eleştirilerinin merkezine ifade ederek ya da etmeyerek Eğitim-Bir-Sen’i alarak duygusal yaklaştığı eğitimciler tarafından değerlendirilmektedir.

Sendikaların önceliği daha uygulanmadan eğitim camiasını mutsuz eden bu Yönetmeliğin uygulanması sonucu oluşacak mağduriyetlerden önce gerekli değişikliklerin yapılmasını hem Bakanlıktan, hem de yargıdan talep etmeleridir. Bakanlık yayımladığı bu yönetmelikle adeta “Benim oğlum bina okur, döner döner yine okur’’ demeye devam etmekte ve yaptığı bu yönetmelikle belki de ilk kez tüm eğitim paydaşlarını bu yönetmeliğin uygun olmadığı hususunda birleştirmektedir. Uzun soluklu olmayacağı görünen, yine mahkemelerde iptali ile sonuçlanacak olan Yönetmeliğin eğitim dünyasında huzursuzluğa neden olduğu ortadadır.

 

 

 

 

 

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.