1. YAZARLAR

  2. Doç. Dr. Mehmet DEMİRTAŞ

  3. Nasıl Bir Din Anlayışı İstiyoruz?
Doç. Dr. Mehmet DEMİRTAŞ

Doç. Dr. Mehmet DEMİRTAŞ

Doç. Dr. Mehmet DEMİRTAŞ
Yazarın Tüm Yazıları >

Nasıl Bir Din Anlayışı İstiyoruz?

A+A-

Son günlerde herkes tarafından tartışılan kadın karşıtı söylemin sebeplerinin neler olduğu konusu aslında, sorunun nasıl bir din anlayışını isteyip istemeyişimizle alakalıdır.

Öyle ki bazıları, 7. Yüzyılın her türlü gelenek ve göreneğini olduğu gibi hiç değiştirmeden 21. Yüzyılda yaşamak isteyebilir. Bu onun en doğal hakkıdır, bırakınız yaşasın. Buna hiç kimsenin diyeceği bir şey yok. Ama bu kimseler yaşadığı şeyin din olduğunu iddia ederek birilerini tekfir etmeye kalkar ve kendi din anlayışını mutlak hakikat olarak ortaya koymaya çalışırlarsa orada onlara dur demek gerekir.

Zira ben bu tür insanların din anlayışını benimsemek zorunda mıyım? Tabi ki de değilim. Din değişmez, ama anlayış değişebilir...

Kişinin anlayışını değiştirmesi dinini değiştirmesinden daha kolaydır. Anlayışını din yerine koyarak ya da dini sadece ben iyi anlıyorum söylemiyle toplumda fitne-fücura sebep oluyorsanız orada Farabi'nin "Nevabit" dediği "Ayrık otu" muamelesiyle baş başa kalırsınız.

Üzülerek ifade etmeliyim ki bu katı din anlayışı maalesef ülkemizde hızla yayılıyor. Bizler Hanifi-Matüridi geleneğe mensubuz diyoruz ama bu kağıt üzerinde kalıyor.

Aslında bal gibi de Eşari'yiz. Hatta son zamanlarda keşke Eşari olarak kalabilsek bile demeye başladık. Zira Selefi zihniyet hızla yayılıyor. Kendi mezhebinden ve din anlayışından bihaber bir akım güç kazanıyor.

Kuşkusuz aklı bir tarafa bırakarak, vahyi de ikinci plana atarak sadece hadisler ve rivayetlerle oluşturulan bir din anlayışının gideceği son durak kadınların dövülmesi, 6 yaşındaki çocukların evliliği, yastık-yorgan, asansörde mahremiyet, genç kayınvalidelerin elinin öpülmemesi, İlahiyat Fakültelerinde sınıfların kız-erkek diye ayrılması vs. ve nihayet son bulmayan bu piyasa hocalarının fetvalarına Sayın Cumhurbaşkanımızın bile artık yeter, bu kadar da olmaz çıkışı doğrusu yüreğimize su serpti.

Ben insanların düşüncelerini ifade etmelerine saygı duyuyorum, ancak insanlık onuru ve değerlerin altüst edilerek topluma hoş olmayan belli eylemleri yapmanın dinen sakıncası yok diyerek toplumsal barışı bozmanın din adamlığına yakışmadığı kanaatindeyim.

Geçmişte imamlar tarafından verilen fetvaların değişmez, sabit hakikat olduğu iddiasının da doğru olmadığını düşünüyorum.

Çünkü dinden aklı, anlama ve yorumu çıkartır, literal olarak metinlere bakarsanız varacağınız yer dinin özünü bırakıp kabuklarını öz sanmanız olur.

Bu bağlamda Hz. Peygamber hepimiz için en iyi örnektir. O, çocuklarını ve eşlerini dövmüş müdür? Kadınları itelemiş midir?

Bunların hiçbirini yapmayan bir peygamberin hayatını görmezden gelerek kadın denilince aklına aşağı bir varlık ya da sadece cinsel bir obje gelenlerden nefret ediyorum.

Kendinize gelin, varsa bir rahatsızlığınız gidin tedavi olun.

Gençliğin aklını, basit söylemlerle bozmayın.

Bu anlayışla İslam'ın gideceği yer yaşanılmaz bir din olmaktan öteye gitmez.

Yüce Allah bu dini yaşanması için gönderdi, dört duvar arasına insanları hapsederek Allah'ın evrensel olan dinini kendi sığ anlayışınıza hapsetmeyin, çekin elinizi kadınlardan ve çocuklardan.

Onlar hakkında fetva verip durmayın...

Diyanet ve İlahiyatın güzide hocaları da artık sessiz kalmayı bırakıp, meydanı bu kimselere bırakmamalılar ve sağlıklı bir din anlayışını topluma sunmak için çaba sarf etmeliler.

Eğer böyle yapılırsa erdemli bir toplumu akıl-din çatışmasıyla değil, İslam'ın sevgi ve kardeşliğini öne çıkartarak hep birlikte oluşturabiliriz.

Doç. Dr.  Mehmet Demirtaş

Memurpostasi.com

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.