Neden Öldürür İnsan İnsanı?

Kadın cinayetlerine sadece kadın erkek ilişkisi üzerinden mi bakmalıyız?

Güçlünün zayıfa tahakkümü olarak mı değerlendirmeliyiz?

Eğitimdeki ‘öğretim’ açmazı mı bunlara sebep?

Yoksa atalarından gelen genleri mi Kabil’leştiriyor insanı?

Bu yazı akademik bir makale değil.

Toplumun içinden ortalama bir vatandaşın değerlendirmesi.

Şüphesiz herkesin bir görüşü var bu konuda.

Derli toplu bir araya getirildiğinde herkesin saygıyı hak edecek tespitleri olacaktır.

Yüzyılların getirdiği tecrübelerin ürünü ‘yapanın yanına kar kalmak’ ifadesi vardır kültürümüzde.

Şiddetin, cinayetin, acımasızlığın, gaddarlığın toplumda ve bireylerde ‘misliyle’ cezalandırılacağı inancı, korkusu yok.

Devlet yetkililerimiz ‘en ağır şekilde’ cezalandırılacağı ifadesini kullanırlar.

Mevcut yargı, ceza sistemi içinde ağır ama toplum vicdanında asla değil.

Burada Kur’an’da yerini bulan kısas aklımıza geliyor.

Evet din devleti değiliz, yasalarımız ‘medeni’ ama böyle bir durumda insanları en çok mutmain edecek uygulama ‘kısas’tır.

Dikkat edin idam demiyorum kısas diyorum.

Kısas cinayetlerin sona ermesini sağlar mı?

Hayır, ama büyük ölçüde azaltır.

Yeri gelmişken bazı akademisyenlerin idam ya da kısası başka bir cinayet, şiddetin farklı bir türü olarak değerlendirmesini kabul etmediğimi de belirteyim.

Bu, dini ve toplumu tanımamaktır ve aslında eğitim sistemimizin de en büyük açmazlarından biridir.

Eğitim sistemimiz ‘biz’i tanıtmıyor.

Okudukça uzaklaştırıyor bizimkileri bizden.

Vicdan sahibi yapmıyor.

Yetinmeyi, kanaati öğretmiyor.

Diğerkamlık yapmayı, empati kurmayı sağlamıyor.

Dünyada ne varsa sadece benim için yaratılmıştır algısını yerleştiriyor zihinlere.

Evet, erkekte güçlü olma, hâkim olma, tahakküm etme, kontrol altına alma gibi özellikler doğuştan var.

Ancak insanı hayvandan ayıran vicdan, izan, akıl, empati, diğerkamlık gibi hasletler de var, olmalı.

Sürekli başarma, elde etme, sahip olma, tek olma, paylaşmama inancı insanı kontrolsüz hareketlere sevk ediyor.

Hep yoksun bırakılmış, beklentileri gerçekleşmemiş, istediklerini elde edememiş bireylerde de başkalarına karşı kontrolsüz ve öldürmeye, vahşileşmeye yol açan davranışlar görülebilir.

Sonuçta bütün kapılar eğitime çıkıyor.

Sadece okulun omuzlarına yüklenmeyen, anne karnında başlayan, bütün toplum kesimleri tarafından gerekliliğine inanılmış, herkesin sahiplendiği bir eğitim.

Top yekûn bir seferberlik.

Öncelikle televizyon, dizi, film, faydasız spor izleyiciliği, fanatizm, holiganizm, kadın programları, her türlü ayıbı adım adım anlatan magazin programları ve bunlara taş çıkartan haber bültenleri, sosyal medyadaki anormal çılgınlıklar, önü alınamaz seviyesiz paylaşımlar, elden düşmeyen telefonlar, iletişim ve dil katili yazışmalar…

Vaz geçebilmek düşünmek için insanlığa biraz zaman kazandıracak.

Heyhat! Düşünmek isteyen kim?

Düşünmeyi engelleyen kim?

Bir düşünün bakalım.

Uzakta değil hiç biri.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum