1. YAZARLAR

  2. İbrahim Hakkı CELİS

  3. Öğretmen Neden Areneda Aslanların Pençesinde
İbrahim Hakkı CELİS

İbrahim Hakkı CELİS

İbrahim Hakkı CELİS
Yazarın Tüm Yazıları >

Öğretmen Neden Areneda Aslanların Pençesinde

A+A-

Son birkaç yıldır adetten oldu, basında her gün öğretmenleri tahkir edici bir haberle karşılaşmak.

Önce geçmiş zamanda öğretmenlerin çalışma saatleri üzerinden epey bir yumruk sallandı. Mesleğin icapları göz ardı edilerek sadece haftada sınıfta bulunulan zaman gözetilerek söylendi birçok söz.

Peki, öncesinde yapılan hazırlıklar, sonrasında yürütülen çalışmalar gündem yapıldı mı? Hayır.

Yine bir kez daha sormak lazım elbette hakkın teslimi adına bir sınıf dolusu insanla hiç durmaksızın ders işleyen bir öğretmenin bir saati neden az çalışma olarak yansıdı basına.

Sonra bir gün öğretmenler Eyüp Camii önünde yem bekleyen güvercinlere teşbih edildiler hem de işin en başı tarafından.

Yeşilçam’ın, dizilerin yıllarca kirlettiği bir alan geçenlerde bir gazetecinin kalemiyle bir kez daha kanatıldı. Okul müdürlerini velilerden tuvalet kâğıdı dilenen insanlar raddesine indirgedi bir gazete köşesi muharriri. İnsafa sığmayacak bir iftira etti.

Devletin her şeye rağmen en iyi işleyen birimi okullar ve bunu sağlayan da öğretmenler.

Kimse sormuyor, hoş cevabını herkes biliyor. Okulların maddi ihtiyaçlarının ancak en fazla taş çatlasa yüzde 60’ı genel bütçeden karşılanıyor.

Peki, bu okullar nasıl yapıyor da işi sürdürüyor. Bu mucize aferin alacağına bir de devlet ricalinin dilinden sallanan parmaklarla azarlanıyor. Her gün sosyal medyada çocukperest velileri tarafından şımartılmış çocuklar elinde tüm yetkileri alındığından, en ufak bir durumda basında linç edildiğinden, artık müdahil olma arzusu tırpanlandığından, soruşturmalarla, CİMER’le yıldırıldığından hali pürmelal öğretmenler görmek sıradanlaştı.

Çocuk için her şey hak, terbiyesizliğin adı özgüven, şımarıklığın adı hiperaktiflik oldu. Şimdi bu kadarın üzerine yeni bir hal daha zuhur etti.

Basın her meseleyi mutlaka getirip bir öğretmene yaslıyor.

Kocaeli’nde Suriye göçmeni bir çocuğun intihar ettiği haberi ile yüreğimiz yandı. Elbette her canın ıstırabı yürek yakar hele ki bu bir sabi ise daha derinden kanatır. Fakat bu haberin aslı teyit edildi mi? Bir öğretmenin tahkirleri ile bir çocuğun intihar edeceği ne kadar gerçekçi? Toplumda birçok çocuk maalesef akranlarının baskı ve sözlü şiddetlerine maruz kalıyor bunların kaçı böylesi bir mevzudan canına kıymış. Can bu öyle sudan sebeplerle kıyılır mı?

Hemen toplumun önüne bir canavar öğretmen portresi çıkarmanın icabı nedir? Hangi öğretmen bırakın mesleğin icabını insanlığın icabı olarak bir çocuğu canına kıyacak derecede aşağılayabilir? Bu inanılacak bir durum mudur? Vatanından olmuş, pek çok trajedinin esiri bir çocuk elbette bundan daha gerçekçi bir intihar sebebine sahiptir.

Bir toplumun en saygın kimseleri Hocaları (kelime Ahmet Yesevi’den yadigârdır aslı Hace’dir, bilmenin yanında irfan sahibi olmayı da içerir) olmak durumundadır.

Bir el sürekli hocaları toplumun önüne parçalatmak için atıyor.

Öğretmen Bakan olma güzelliği ile sözün en başında duran Sayın Bakanımız Ziya Selçuk’un bunu engellemek gayretiyle, öğretmenliğin saygınlığını artırma adına çabalarını görüyoruz. Takdir ediyoruz.

Fakat evelemirden lüzum olan bunun daha büyük bir cesaretle yapılmasıdır. Herkes eğitimde çare arıyor. Merhem basit. Eğitim öğretmenlere bırakılmalıdır. Sınıftan, okuldan, ilden Bakanına kadar.

Vail için yüreğimiz yanıyor. Ev sahipliğinin hakkını veremedik. Bir çocuğun gönlüne değemedik. Fakat bunun suçlusu bir öğretmen de değildir. Böyle biline.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.