Şahin Ali Şen

Şahin Ali Şen

Öğretmene Grev Hakkı ve Grev Kırıcı Uzaktan Eğitim

Demokrasilerde sivil toplumun varlığı, katılımcılık ve çoğulculuk anlayışıyla ortak aklı üretme açısından çok önemlidir. Sivil toplum düzeni içinde özel bir yere sahip olan, özgürlük sendikacılık için ise, örgütlenme, toplu sözleşme ve grev hakkı olmazsa olmazlardandır.

4688 Sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununa göre, kamu görevlilerinin küçük kısıtlılıklarla birlikte özgürce sendika kurma hakkı olmakla birlikte, sendikalara üye olma ve örgütlenme noktasında ciddi kısıtlılıkların ve sınırlamaların olduğunu söyleyebiliriz. Demokrasimiz geliştikçe ve çalışma hayatı demokratikleştikçe sendika üyeliğiyle ilgili yasaklar kaldırılmalıdır.

Bu yazımızın konusu ise genelde kamu görevlilerine özelde ise öğretmenlere grev hakkı verilebilir mi, bu sorunun cevabını arayacağız. Anayasamız, işçilere belli kısıtlılıklarla birlikte grev hakkı tanımıştır. Kamu görevlilerinin grev hakkıyla ilgili yasak da koymamış, düzenleme de yapmamıştır. Anayasanın bu tavrını, 4688 Sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu, aynen korumuş ve sürdürmüştür.

Peki grevyasağının kaynağı nereden gelmektedir?Grev yasağı net bir şekilde, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda yer almaktadır.657 sayılı kanun, ideolojik veya siyasi amaçlarla kurumların huzur, sükûn ve çalışma düzenini bozmayı, boykot yapmayı, işyerini işgal etmeyi, kamu hizmetlerinin yürütülmesini engellemeyi, işi yavaşlatmayı ve grev gibi eylemlere katılmayı veya bu amaçlarla toplu olarak işe gelmemeyi,bu ve benzeri eylemleri tahrik ve teşvik etmeyi veya yardımda bulunmayı yasaklamıştır. Bu suçları işleyenlere memuriyetten çıkarılma cezası verileceğini de hükme bağlamıştır.

Bu hüküm ortada iken kamu görevlileri grev yapabilir mi? Kamu görevlilerinin bugüne kadar grev yaptığına şahit olmadık. Ancak, sendikalar,  kısa süreliğine de olsa zaman zaman vizite eylemi adı altında iş bırakma eylemi gerçekleştirdiler. Uzun süredir de kılık kıyafet yönetmeliğine yönelik sivil itaatsizlik eylemini sürdürüyorlar. Yine sendikaların bu eylem kararına uyan memurlar hakkında çeşitli disiplin cezaları verildiğini de biliyoruz. Bu durumunun memurlar ile amirleri karşı karşıya getirdiğini, çalışma barışını bozduğunu da yakından takip ediyoruz.

Sivil itaatsizlik eylemlerine yönelik soruşturmaların sendika genel merkezleri ile taşra teşkilatlarını meşgul ettiğini, sendika hukuk müşavirliklerinin takip ettiği işlerin içinde önemli bir yer tuttuğunu söyleyebiliriz. Kılık kıyafetle ilgili sendikaların tutumu, bir nevi sürekli hale gelen fiili boykota dönüşmüştür.Kılık kıyafetle ilgili yasaklar tamamen kalkacak mı, bekleyip göreceğiz.

Peki, yargı bu kararlara nasıl bakıyor?Danıştay’ın bir kararında, bir kamu görevlisinin sendikanın aldığı karar doğrultusunda işe gelmemesini, işini bırakmasını hukuka uygun bulmuştur.Ancak, yargı her zaman aynı kararı vermeyebilir, bunu da akıldan çıkarmamak gerekir. Malum, Anayasamızın 90 ıncı maddesinde “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası Antlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesi’ne başvurulamaz” denilmektedir. Ülkemiz, ILO’nun çalışanlara toplu sözleşme ve grev hakkını tanıyan 87 ve 98 sayılı sözleşmesini onaylamıştır. İşte, sendikalar ve kamu görevlileri güçlerini buradan almaktadır. Ancak, İnsan Hakları Mahkemesi kararları, grev hakkının belli memurlara verilebileceği, belli memurlara verilemeyeceği yönündedir. Bu noktadaki sorumluluğu idarenin takdirine bırakmıştır.

Özetle; Anayasamızda, Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nda açıkça kamu görevlilerine grev hakkı tanınmamıştır. Aksine, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda grev ve iş bırakma yasağı vardır. Öğretmenlerimizde bir kamu görevlisi olduğuna göre bu yasaklar öğretmenlerimiz içinde geçerlidir.

Grev yasağının konulmasının temel gerekçesi nedir? Milli güvenliğin tehlikeye gireceği, kamu düzeninin bozulacağı, suç işlenmesinin önüne geçilemeyeceği,  genel sağlığın risk altına gireceği endişesidir. Bu nedenle işçi sendikalarına da ulaştırma, sağlık, eğitim, enerji  gibi birçok stratejik hizmetlerde grev yasağı getirilmiştir.

Tam bu noktada bir soru soralım. Öğretmenlere grev hakkı verilmesi kamu düzeni, kamu güvenliği ve genel sağlığa zarar verir mi? İllegal eylemler yapmadıkları sürece zarar vermez. Zaten illegal eylemler ve davranışlarınceza kanununda karşılığı bulunmaktadır. Peki, öğretmenler greve çıktığında veya iş bıraktığında eğitim hizmetleri aksar mı? Pandemi dönemi öncesi bu soru sorulsaydı, kesinlikle aksar derdim. Ancak, pandemi dönemi sürecinde edindiğimiz uzaktan eğitim tecrübesinden sonra eğitim hizmetleri aksamaz ama kalite düşer diyebilirim.

Uzaktan eğitimle, öğrenci ve öğretmen okula gelmeden eğitim-öğretim hizmeti verebiliyoruz. Uzaktan eğitim açık öğretim gibi değil. Daha kaliteli ve sistematik bir eğitim modeli. Örgün eğitim sistemi içindeki yüz yüze eğitimin kalitesinde mi? Elbette değil. İleride yüz yüze eğitimin kalitesini yakalayabilir mi? Bugün itibariyle mümkün değil yarın için bir şey söylemek için erken. İleride toplumlar tamamen okulsuz eğitime geçebilir. Hatta öğrenciyle birebir eğitim süreçleri başlayabilir.

Peki, bu yeni duruma göre öğretmenlere grev hakkı verilse ne olur? Pandemi dönemi kamu görevlilerine karşı idarenin elini güçlendirdi. İdare, esnek çalışma modellerini denedi, öğretmensiz uzaktan eğitim modelini hayata geçirdi, mesai kavramını ortadan kaldırdı. Yeni normalde öğretmenlere grev hakkının verildiğini varsayalım. Toplu sözleşme sürecinde kamu işvereni ile yetkili eğitim sendikası uzlaşamadı ve grev kararı aldı. Grev boyunca öğretmenlerin maaşının tamamını veya en azından bir bölümünü eğitim sendikaları grev fonundan ödemek zorunda. Sendikanın grev fonu ancak bir ay, bilemedin iki ay dayanır. Ancak pandemi sürecinde ilk denemelerini yaptığımız uzaktan eğitimle Milli Eğitim Bakanlığı çok az sayıdaki eğitimciyle kesintisiz eğitim vermeye devam edebilir. Hatta içeriği hazır materyallerle robotlar ve yapay zeka ürünleriyle de eğitim verilebilir. Bu durumda öğretmene grev hakkı verilse bile uzaktan eğitim grev kırıcı unsur olarak devreye girecektir. Grevin etkisi sınırlı kalacaktır.

Özetlemem gerekirse, pandemi dönemi çalışma hayatında önemli değişikliklere zemin oluşturabilir. Esnek çalışma modelleri güç kazanabilir, sendikaların eli zayıflayabilir. Hem idare hem sendikalar gelecekte olabilecek yeni gelişmelere göre kendilerini güncellemelidir. Aksi taktirde çalışma hayatında uzlaşı yerini çatışmaya bırakabilir.  Saygılarımla…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.