Zeyno Akgümüş

Zeyno Akgümüş

Okulların Açılması “Vaka”ya Dönüştü?

Okulları Açalım; Peki Ama Nasıl?

Bir Vaka’da Kapatılan Okullar, On Bin Vaka’da Nasıl Açılacak?

1 Martta bazı sınıfların yüz yüze eğitime başlaması ile ilgili açıklama geçtiğimiz günlerde yapılmıştı.

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, Korona virüs salgını nedeniyle ara verilen yüz yüze eğitimin yol haritası ile ilgili açıklamalarda bulunmuştu.

Bakan Selçuk “1 Mart tarihinde okullarımız sınav döneminde olan 8.  Ve 12.sınıf öğrencilerimiz için, ilkokullarımız tüm sınıf düzeyleriyle açılacak. Öğrencilerimiz eğitimlere seyreltilmiş şekilde haftada 2 gün devam edecek” açıklamasında bulunmuştu.

Az önce gelen haberlere göre tüm illerimizde yüz yüze eğitim kararı ertelendi. Valilikler yüz yüze eğitim kararı için 1 Mart tarihinde yapılacak kabine toplantısından çıkacak kararı ve toplantıda açıklanması beklenen illerin risk haritalarını bekleyecek.

Peki, okullar açılacak mı?

Okulların açılması ne kadar doğru?

Okullarda hijyen için gereken önlemler neler?

Çocuklar için telafi dersi uygulanmalı mı?

Öğretmenlerin tamamı ne zaman aşılanacak?

Pandemi koşulları 18 milyon öğrenciyi doğrudan etkiledi ve en çok mağdur olanlar da özellikle yoksul ailelerin çocukları oldu.

Tablet ve internete erişim konusunda sıkıntı yaşayan öğrencilere dair haberlere pandemi süresince şahit olduk.

Okullar da kapanınca öğrenciler evin içine mahkûm oldu.

Evinde; bırakın internet erişimini, televizyon bile olmayan çocuklar var.

Okulların açılması için kamu kaynakları seferber edilmeli ve öğretmenler de acilen aşılanmalıdır.

Çocuklar, evde tutulduğu sürece kasları ve kemikleri eriyor. Çocukluk çağı obezitesi artıyor.

Eğitimden mahrum kalmak çocukların gelecekteki yaşam beklentilisini de azaltıyor.

Peki okullar açıldığında korona virüs vakaları daha da artar mı?

Okulların açılması milyonlarca insanın hareket etmesi demek ve bu da bulaş olasılığını artıracaktır.  

Okulların açılması doğru mu?

Güney Kore’de yeni çıkan çalışmada bulaşların hangi yaş gruplarında ne kadar olduğuna bakıldı ve ev içi temasta en yüksek bulaşın 10-19 yaş grubunda olduğu görüldü.

Okullardaki dezavantaj, bulaşlı çocukların çoğunun hastalığı hafif ve belirtisiz geçirdiği için farkına varılmıyor olması. O çocuğun hasta olduğu; evde yaşlı ve kronik hastalığı olan birine bulaştırdığı zaman anlaşılıyor. Bu da tedbir almamızı geciktiriyor. Hangi okul olduğunu bulup tedbir alındığında bulaşın üzerinden ay geçmiş oluyor.

O yüzden okulların açılması her ülkede en zor karar verilen konulardan biri.

Bir ülkede salgın başladığında ilk kapatılan yerlerden biri okul oluyor. Peki, şimdi 10 bine yaklaşan vaka sayılarının görüldüğü günlerde okulları nasıl açacağız?

Türkiye’yi düşünürseniz 18 milyon öğrenciden bahsediyoruz. Bunları kontrol etmek kolay değil.

Üzerinde çok çalışılması gereken bir konu.

Bunun için Milli Eğitim Bakanlığı’ndan, Sağlık Bakanlığı’ndan, Aile ve Çalışma Bakanlığı’ndan, eğitim ve tıp fakültelerinden grupların çok sıkı bir şekilde çalışıp bir arada karar verilmesi gereken bir konu.

“Bence en zor karar verilecek konu bu!”

Kalın sağlıcakla :)

Önceki ve Sonraki Yazılar