Şahin Ali Şen

Şahin Ali Şen

Orta Eğitim Tuzağı Ve Ziya Selçuk

Gelecek vizyonu oluşturmak, yarınları planlamak değişim ve gelişimin sürekliliği açısından çok önemli. Ortaya konulan vizyon ve planları bir takvim içinde hayata geçirmek, süreç devam ederken veya sonunda etki analizleri yaparak olumlu ve verimli çıktılar elde etmek de bir o kadar zorunluluktur. Biz buna gazetecilikte fikri takip diyoruz.

Malumunuz, 10 yıl kadar önce Güçlü ve Büyük Türkiye mottosuyla 2023, 2053 ve 2071 vizyonunu açıklamıştık. Bu vizyonumuzu bir takvim içinde olumlu veya olumsuz yönleriyle sıkı takip ediyor muyuz? 11. Kalkınma Planını(2019-2023) yürürlüğe koyduk. Bu planı bir takvim içinde hayata geçirebiliyor muyuz? Ulaştırma, kültür, eğitim ve aile başta olmak üzere Şûralar gerçekleştirdik, kararlar aldık. Bu kararlarının ne kadarını hayatla buluşturduk. Yoksa vizyon oluşturup, kararlar alıp tozlu raflara mı kaldırıyoruz? Ölçme-değerlendirme yapmadan gelişimi sağlayamayız.Süreçlerin sonunda ölçme-değerlendirme yaparak değişim ve gelişimi ülkemiz ve milletimiz lehine çevirebilmeliyiz.

Konu, ana girdisi beşer çıktısı insan olan eğitim olursa vizyon oluşturmak, bu vizyonu etkin ve etkili bir şekilde hayata geçirmek çok daha önemli hale gelir. Bu anlamda eğitime liderlik edecek siyaset ve devlet adamının kişiliği, kimliği, vizyonu ve birikimi çok ön plana çıkar.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ilk Millî Eğitim Bakanı Prof. Dr. Ziya Selçuk oldu. Sayın Prof. Dr. Ziya Selçuk yaklaşık iki yıldır eğitime liderlik ediyor. Sayın Selçuk’un kariyer yolculuğunu baktığımızda eğitimin gelişimi için büyük bir şans olduğu görülecektir. Birinci avantajı, lisansını eğitim alanında yapmış olması. İkinci avantajı, eğitim çalışmalarını akademisyen olarak devam ettirmiş olması. Üçüncü avantajı, Milli Eğitim Bakanlığı’nın beyni olan bir kurumda en üst düzeyde görev yapmış olması. Dördüncü avantajı, kamu tecrübesinin yanında özel sektör eğitim işletmeciliği yapmış olması.Beşinci avantajı, eğitim başta olmak üzere farklı alanlarda kurulmuş sivil toplum kuruluşlarında sorumluluk almış olması. Altıncı avantajı, olaylara ideolojik bakmaması, toplumsal mutabakatı önemsemesi ve eğitime pedagojik yaklaşması. Yedinci avantajı, kamu yararına kamuoyu denetimi yapan medyada yazarlık yapmış olması. Bu yazıda Sayın Prof. Dr. Ziya Selçuk’un bakan olmadan önce medyada yayınlanan köşe yazısından yola çıkarak eğitim vizyonunu tartışacağız.

Köşe yazısı “Orta Eğitim Tuzağı” başlığını taşıyor. Bu köşe yazısının belli bölümlerini irdeleyeceğiz. Okurlarımız tamamını ve detaylarını internet ortamından okuyabilir. Fikri takip dediğim bu. Devletin üst düzey yöneticisi olan bir kişinin geçmişte dile getirdiği tezler bugüne yön verebilir.

Yazının yayınlandığı tarihte orta gelir tuzağı sıkça tartışılıyordu. Sayın Prof. Dr. Ziya Selçuk’ta güncel olması bakımından orta gelir tuzağı ile eğitimin kalitesi arasında doğrusal bağlantı kuruyor. Sayın Selçuk yazısında  şu tespitleri yapıyor: “Orta gelir tuzağına düşen ülkeler işgücü niteliğini artırmadan, ar-ge harcamalarını yükseltmeden, tasarruf oranında ciddi aşamalar kaydetmeden, inovasyon kapasitesini genişletmeden, toplam faktör verimliliğine dikkat etmeden bu tuzaktan çıkamıyorlar… Söz konusu tuzaktan çıkabilmek için bazı zemin ve şekil şartlarını yerine getirmek gerekiyor. Ahlak temelli bir zihniyet, adil bir hukuk düzeni, amaç-araç ilişkisi oturmuş bir eğitim sistemi, demokrasinin tüm yapı ve kurumlara nüfuzu zeminin ana şartlarındandır…Eğitimle ilişkilendirdiğimizde zemin şartları, toplumsal mutabakat, adalet temelli sistem, insan odaklılık vb. faktörlerdir.” Tespitlerde görüldüğü gibi Sayın Selçuk, orta gelir tuzağını aşmak için eğitimin orta tuzaktan kurtulmasını şart koşuyor. Eğitimin orta tuzaktan kurtulması içinde siyasal sistemde ve toplumsal bakışta köklü değişimler teklif ediyor. Sosyal olayların birbirine zincirleme etki ettiğini düşündüğümüzde yerinde bir teklifler olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

Sayın Selçuk, yazısında çok büyük bir iddiada bulunuyor. Oda eğitimin kriz içinde olduğudur. Doğru teşhis koyamazsan doğru tedavi yapamazsın. Sayın Selçuk’un eğitim kriziyle ilgili tespit ve çözümü ise şöyle: “…Amerikanizasyon sürecinde çürümüş bir pragmatist ve liberalist bakış açısı maalesef 1948’lerden beri eğitim sistemimizi tasallut altına aldı. Bu kriz aralıksız olarak günümüzde de devam ediyor. Söz konusu krizin aşılabilmesi ahlak, hukuk, demokrasi gibi zemin unsurları çerçevesinde, devlet aklı devreye sokularak yeni bir sistem tasarımı ortaya konulmasına bağlıdır. Şekillerde parçacı değişiklik yapılarak bir yere varmak mümkün görülmüyor… Küçük ve parçacı değişiklikler mevcut eğitim işleyişini sürdürmeye yol açar. İyi yapılamayan bir eğitimden daha fazla yapmaya kalkışmak ise sahte bir başarı hissiyle sadece narkoz etkisi yaratır.”

Sayın Selçuk, eğitimin evrensellik ve millik ekseninde dengelenmesini ise şöyle anlatıyor: “…Sağlam bir zemin kurmak ve kök sorunları halletmek için eğitimin öncelikle evrensel olarak tasarlanması gerekir. Zira eğitimin mesajı evrensel manada İNSAN’adır. Mesajı insana olan her şey önce evrensel tasarlanır sonra mahallinde o toprağın boyasıyla boyanır ve millileşir. Millileşmezse özgün kültür unsurları doğmaz ve yeni bir uygarlık tohumu oluşmaz…Aksi halde, hiçbir özgünlüğü olmayan, popülerden kaçamayan, moda eğitim akımlarına esir olan bir eğitim yaklaşımı zuhur eder.”

Sayın Selçuk, yazısında eğitimde toplumsal mutabakatın öneminin altını çizerek, şunları söylüyor: “Yeni bir eğitim sistemi kurmak için bir diğer temel husus eğitimin zemin şartlarına ilişkin bir toplumsal mutabakat sağlamaktır. Böyle bir mutabakat olmadan eğitim sisteminde yapılması öngörülen değişiklikler sadece bir zümrenin, bir partinin, bir grubun kapsam geçerliğini taşıyabilir; zıttını doğuran girişimler silsilesini besler. Mutabakat, bu topraklarda yaşayan her canın kendisini değerli hissetmesini sağlar. Eğitim bir parti ödevi değil, bir millet ödevidir. İktidar değiştiğinde insan yetiştirme anlayışının değişmesi millet olma bilincinin, demokrasinin, uygar bir duruşun henüz olgunlaşmadığını gösterir. Olgunlaşmayan toplumlar rasyonaliteden uzak, tek tip ve bunun bir sonucu olarak tek tipçi birey yetiştirmeyi hedefler”

Sayın Selçuk tespitlerine devam ediyor. Eğitimle hayatın bağlantısının önemine vurgu yaparak şu tezleri ileri sürüyor: “Zemin kurulduktan sonra ele alınması gereken bir diğer önemli husus, eğitim sistemini şekil şartları açısından bir bütün olarak tanzim etmektir. Okul öncesinden üniversiteye kadar tüm kademeler birbiriyle bağlantıları ve ilişkileri açısından bütünsel olarak tasarlanmalıdır. Sadece bazı şekli unsurlarda parça parça yapılan düzenlemeler ileride daha büyük sorunlara yol açar. Büyük fotoğrafımız olmazsa parçaların hizası kaybolur…Türkiye’nin birikimini bilimle buluşturmak çözümün doğasıdır. Böyle bir buluşma olmadan, Türkiye ne Orta Gelir Tuzağından ne de Orta Eğitim Tuzağından çıkamaz.”

Sayın Selçuk’un eğitime bakışı ve eğitim vizyonunun tam anlaşılması için alıntıları olabildiğince uzun tuttum. Evet. Bu yazının ve görüşlerin sahibi iki yıldır eğitim sistemine ve camiasına liderlik ediyor. Bu süreçte “Güçlü Yarınlar İçin 2023 Eğitim Vizyonu” ortaya koydu. Sayın Bakan Selçuk, köşe yazısındaki fikirlerini ne kadar bu vizyona yansıtabildi, bu vizyonu tam anlamıyla hayata geçirebilecek mi, izleyip göreceğiz. Sayın Bakan Selçuk’un ifadesiyle eğitim bir 100 metre koşusu değil, bir maraton koşusu. Bu maraton koşusu güçlü bir nefes ve dayanıklılık gerektiriyor. Çünkü eğitimin meyveleri kısa sürede alınmıyor. Sayın Selçuk yine bir konuşmasında “Doğmamış çocuklarımız içinde sorumluluğumuz var” diyor. Evet. Sayın Ziya Selçuk’un hem bugünün çocukları ve gençleri hem yarının doğmamış çocukları için herkesten fazla sorumluluğu var. Birincisi rol model olma sorumluğu. İkincisi, eğitimi kendi tespitleri doğrultusunda orta kalite tuzağından kurtarma sorumluluğu. İki yıllık süreçte hem eğitim kadroları için, hem gençler için hem siyasiler için iyi bir rol model olduğunu düşünüyorum. Üslubuna ve duruşuna dikkat ediyor. Polemiklerden kaçınıyor. Yazısında zikrettiği toplumsal mutabakatı önemsiyor. Eğitimin ana aktörü öğretmenlerle doğru ilişki kurdu, kurmaya devam ediyor. Bu duruşu eğitime yönelik icraatlarına nasıl yansıdı, yansıyacak? Bu soruların cevaplarını Sayın bakanın icraatlarını  ve 2023 Eğitim Vizyonu’nu ele alacağımız seri yazıda değerlendireceğiz. Saygılarımla…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.