1. YAZARLAR

  2. Şahin Ali Şen

  3. Pandemi Sürecinde Özel Okullara Mali Destek Yapılacak Mı?
Şahin Ali Şen

Şahin Ali Şen

Şahin Ali Şen
Yazarın Tüm Yazıları >

Pandemi Sürecinde Özel Okullara Mali Destek Yapılacak Mı?

A+A-

Pandemi döneminin örgün eğitim sistemi içindeki resmi okullara önemli ölçüde olumsuz etkileri olduğu gibi özel okullara da olumsuz etkisi oldu, olmaya da devam edecektir. Özel okulların bu süreci ve sonrasını en az hasarla atlatması için alınacak tedbirler üzerinde şimdiden durulmalı, destekleyici kararlar alınmalı ve bu kararların sıkı denetimi yapmalıdır. Aksi takdirde özel öğretimde ortaya çıkacak olumsuz örnekler tüm eğitim sistemimizin gündemini meşgul eden sonuçlar ortaya çıkarabilir.

Pandemi döneminde özel okullarda yaşanacak krizin eğitimin geneline etkisi hangi büyüklükte olur? Bu noktada tahminde bulunmak için özel okullarda okuyan öğrencilerin ve istihdam edilen öğretmen ve personelin eğitimin içindeki oranına bakmak gerekir.

Millî Eğitim Bakanlığı 2018-2019 verilerine göre, toplam örgün eğitim alan öğrenci sayısı 18 milyon 108 bin 860. Bu örgün eğitimdeki öğrencilerden 1 milyon 440 bin 577’si özel okullarda okuyor. Özel öğretim kurumlarındaki öğrencilerin örgün eğitim içindeki öğrencilere oranı yüzde 8.7dir. Bu oran okul öncesi eğitim için yüzde 16.5, ilkokul için yüzde 5, ortaokul için yüzde 6.2, ortaöğretim için de yüzde 13.7 şeklindedir. Örgün eğitim kurumlarında görev yapan öğretmen sayısı ise 1 milyon 77 bin 307 iken bu öğretmenlerimizin 169 bin 740’ı özel okullarda görev yapmaktadır.

2019- 2020 eğitim-öğretim dönemindeise özel okullarda okuyan öğrenci sayısının 1.5 milyona, öğretmen sayısının 175 bine, personel sayısının ise 50 bineulaştığını görüyoruz. Özel okullaşmada çarpıcı bir artış olduğu bilinen bir gerçektir. Türkiye’de son 5 yılda özel okullarının sayıları 6 bin 710’dan hızlı bir artışla 12 bin 809’a çıktı.

Bu rakamları analiz ettiğimizde, özel okullarda yaşanacak bir krizin hem örgün eğitimize hem de istihdama olumsuz etkileri olacağı çok açıktır. Bu süreçten özel sektörün büyük zararlar göreceği konuşulurken özel sektör içinde yer alan özel okulların etkilenmeyeceğini söyleyemeyiz. Onlarda krizden nasiplerini alacaklar.Önemli olan az hasarla nasıl atlatabilirler, buraya odaklanmaktır.

Millî Eğitim Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile özel okulların temsilcilerinin mutlaka sık sık bir araya gelmeleri gerekmektedir. Söz konusu olan eğitimse sorunun küçüğü büyüğü olmaz. En küçük sorun bile sistemin genelini kelebek etkisi göstererek olumsuz etkileyebilir. Millî Eğitim Bakanlığı ile sosyal ortakları olan kuruluşlar yemek ve servis ücretleri sorununu küçümsemesinler. Genel kanı verilmeyen hizmetin karşılığı alınmaz anlayışıyla servis ve yemek ücretlerinin alınmayacağı, alınmışsa geri ödeneceği veya mahsuplaşma yapılacağı yönünde. Ancak az sayıda özel okulunaldığı yemekve servis parasını geri iade etmemesi veya mahsuplaşmaması durumunda medyanın gündemine taşınacaktır. Kamuoyunda büyük bir sorun gibi algılanacaktır. Zaten verilmeyen hizmetin karşılığını almak kul hakkında girer, manevi açıdan da sorumluğu var. Hatta okullar kapalı olduğu için su, elektrik, doğalgaz kullanılmadığını düşünen veliler okul ücretlerinde indirim isteyebilecektir. Küçük gibi görünen bu sorunlar sümenaltı edilmemelidir. Millî Eğitim Bakanlığı özel okul sahipleri ile veliler arasında adil bir hakemlik yapmalı, bu sorunların uzlaşıyla çözümünü sağlamalıdır. Millî Eğitim Bakanlığı, bu süreçte denetim görevini de en yüksek seviyede yerine getirmelidir.

Bir başka sorun da öğrenim ücretlerinde yaşanacaktır. Veliler, okulların kapalı olması nedeniyle öğrenim ücretlerinin taksitlerinde indirim istiyorlar. Özel okul yöneticileri ise, bütçelerinin en az yüzde 3’ünü harcayarak kısa sürede uzaktan eğitim sistemini kurduklarını, eğitimi aksatmadıklarını söylüyorlar. Her okul bunu başarabildi mi bilmiyorum, takip edebildiğim kadar birçok kolej yüz yüze eğitimin kalitesine yakın eğitim-öğretim hizmeti sunmaya gayret ettiler. Bu noktada Millî Eğitim Bakanlığı, özel okul sahipleri ile velilerin orta yolu bulmalarına yardımcı olmalıdır. Bu süreçte fazla gürültüsü çıkmayan ve küçük görülen bu sorunlar pandemi sonrası büyük sorunlara dönüşebilir. Şimdiden önlem almanın gerekliliğine inanıyorum.

Buraya kadar olan sorunları Millî Eğitim Bakanlığı, özel okul sahipleri ve velilerle görüşerek çözebilir. Ancak Millî Eğitim Bakanlığı’nı aşan sorunlar da yaşanabilir. Pandemi döneminin aile bütçelerini etkilediği bir gerçek.Düşük gelirli aileleri perişan eden bu süreçte, çocuklarını kolejlerde okutan yüksek ve orta gelirli ailelerin bütçelerinde de ciddi aşınma oldu, olmaya devam edecek. Birçok aile ekonomik gelirlerindeki düşüş nedeniyle çocuklarını özel okullardan alabilir. Önümüzdeki eğitim döneminde ilk kez kayıt yaptıracak öğrencilerin sayısında azalmalar görülebilir. Bu riskler var. Önleyici politikaları önemsiyorum. Riski önceden görüp tedbiri zamanında almak lazım. Kayıt sildirenlerin sayısının artması ve yeni kayıtların beklenen düzeyde olmaması özel okulların gelirlerinde azalma demektir. Bu durumda iflas eden özel okullar olabileceği gibi eğitim giderlerinden kesintiye giderek eğitim hizmetlerinin kalitesini düşüren okullarda olabilir. Hem öğretmen kadrosunda hem personel kadrosunda tenkisata giden okullar olabilir, bu da eğitimde var olan istihdam problemine yeni bir sorunun eklenmesi demektir.

İşte bu noktada Hazine ve Maliye Bakanlığı’na büyük sorumluluk düşmektedir. Hazine ve Maliye Bakanı Sayın Berat Albayrak, Ekonomik İstikrar Kalkanı adımlarımızın maddi tutarı 240 milyar TL’ye ulaşmıştır. Bu miktar, Millî gelirin yüzde 5’i civarındadır. Eğer bazı ülkeler gibi ekonomik büyüklüğünü çarpan etkisiyle ifade etmemiz gerekirse bu rakam 525 milyar TL’yi bulmaktadır. Bu da Millî gelirin yaklaşık yüzde 11’ine denk gelmektedir açıklamalarında bulundu. Soru şu; bu 240 milyar TL veya 525 milyar TL’den özel okulların risklerini karşılayacak bir kaynak ayrıldı mı? Ya da şöyle soralım. Önümüzdeki dönem özel okullara yönelik mali katkı sağlanacak mı? Aksi durumda eğitimin genelini etkileyecek bir eğitim kriziyle karşılaşabiliriz. Sadece eğitim sorunu değil istihdam soruna ortaya çıkabilir. Özel okullardan öğretmen ve personel çıkarması yeni bir istihdam sorunu demektir. En azından eğitimde can sıkıcı bir gündem oluşacak, bu da orta tuzakta patinaj yapan eğitim sistemimizin gündemini olumsuz etkileyecektir. Eğer özel okulların eğitim sistemimizin yükünü hafiflettiğini, istihdam sağladığını, eğitim sistemimize zenginlik kattığını düşünüyorsak bu süreçte maddi katkı sağlamak zorundayız.

Eğitimde ufak sorun yoktur. Hiçbir sorunu hafife almayın. Kriz çıktıktan sonra bunları konuşmaya vaktimiz kalmayabilir. Elimizi çabuk tutalım. Saygılarımla.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.