1. HABERLER

  2. SAĞLIK

  3. Salgın başka bir isim ve boyutla yine gelecek
Salgın başka bir isim ve boyutla yine gelecek

Salgın başka bir isim ve boyutla yine gelecek

Salgın başka bir isim ve boyutla yine gelecek

A+A-

Fizyoloji ve Deneysel Tıp Uzmanı Doçent Oytun Erbaş, 40 soruda ‘Corona Virüs’ü SÖZCÜ’ye anlattı: Corona virüsünün Çin’deki hayvan pazarlarından yayıldığını söyleyen ve virüsün yarasadan geçtiğini belirten Erbaş, “Virüsler çoğalarak mutasyona uğrarsa insanlara tutunur. Hastalık başlar” dedi.

Yaptığı deneysel çalışmalarla uluslararası birçok ödül alan Fizyoloji ve Deneysel Tıp uzmanı Doç Dr. Oytun Erbaş'ın virüslere ilgisi 7 yaşında başından geçen bir hikaye sonucu başladı… İlkokulda evine yarasa girmesin diye 40 derece sıcaklıkta geceleri ailesine kapı ve pencereleri kapattırdı. Ortaokul ve lisede salgın hastalıklarla ilgili yüzlerce kitap okudu. Tıp fakültesine girdiğinde ise amacına ulaşarak araştırmalarını geliştirdi. Ona mucize doktor diyorlar çünkü Asperger Sendromlu bir doktor olarak araştırdığı her konuyu derinlemesine irdeliyor. Yarasalar ve virüsler özel ilgi alanı olan Dr. Oytun Erbaş'la koronaya ait her şeyi konuştuk. İşte o röportaj:

SORU 1: Tüm dünyanın kabusu olan koronavirüs nasıl ortaya çıktı?

Şuan dünyadaki salgınların en büyük sebebi zoonoz. Bu da hayvandan hastalığın insana bulaşması demektir. Ebola dahil korona dahil hepsi hayvan kökenli. İnfluenza da hayvan kökenli. korona virüsü ise yarasa kaynaklı.

SORU 2: Ölümlerin sebebi yarasalar mı?

Evet öyle. Ebolanın, SARS'ın sebebi de yarasalardı. Yarasalar dünyada nüfus olarak en fazla bulunan memelilerden bir tanesidir. En büyük özelliği meyve ile besleniyor, ancak hayvanlardan kan emerek de beslendiği olur. Dışkısında, idrarında bol miktarda virüs var. Ağzında virüs var. Yarasının en büyük özelliği içerisinde 3 bin – 4 bine yakın virüs barındırması ama o virüsler onu öldürmüyor. O virüsleri kendine bir savunma aracı olarak kullanıyor. Kendi habitatını (yaşam alanı) yabancılara karşı virüsleri kullanarak koruyor. Meyve yerken meyvelere virüsleri bulaştırabiliyor. Dışkısıyla virüsleri dışarı attığı için dışkıyla temas eden yabani doğadaki tüm canlılara virüs bulaştırmaya devam ediyor.

SORU 3: Çin'de ortaya çıkmasının nedeni yarasa yemeleri mi?

Aynen öyle. 1960'lı yıllarda Çin büyük bir kıtlık yaşadı. Bu süre zarfında vahşi hayatın evcilleştirilmesi yönünde bir işe girişmişler. Vahşi hayatta bulunan yılan, karınca yiyen, misk kedilerini, kirpi ve benzeri canlıları protein kaynağı olarak yemeye başlamışlar. Mesela SARS salgını da misk kedilerinden çıkmıştı. Virüsün kaynağı en çok yarasalardır. Yarasa virüs deposudur. Yarasa bir memeli. İçinde 3 bin 5 yüz- 4 bin virüs var. Bin beş yüz farklı korona var içinde. Ama yarasalara zarar vermiyor bu virüsler. Yüksekte uçtukları için oksijenle virüsün çoğalmasını durduruyorlar. Yakıyor bir nevi. Yarasalar virüsü akciğerinde ve karaciğerinde taşıyor. Ama iltihap olmuyor. Yarasaların içinde her zaman canlı virüs bulunur. Ama bundan zarar görmez. Çevresine canı isteyince virüsü yayıyor ve diğer hayvanların virüsten ölmesini sağlıyor.

SORU 4: Yarasalar her yerde. Türkiye'de farklı bir virüs salgını görülebilir miydi?

Her yerde var. Bizde bugüne kadar görülmedi. Çünkü biz vahşi hayata bu kadar sokulmuş değiliz. Bizim ülkemizde vahşi hayat çok fazla yok. Virüslerin en çok sevdiği şey de nemli hava ve su. Kuru ortamda uzun süre yaşayamaz. Dünyada üç tane virüs kuşağı var. Birincisi Güney Amerika Amazonlar, ikinci virüs kuşağı Nijerya bölgesi, orta Afrika, üçüncü bölge Çin, Hindistan, Malezya, Avusturalya bunlar Ekvator bölgesi sıcak nemli ve sulu. Nem virüsleri çoğaltıyor. O yüzden virüsler sümüğü tükürüğü çok seviyor. Dışarıyı kuru yerleri çok sevmezler. Zoonoz demek hayvandan geçen her virüs demek. Dünyadaki bütün virüslerin yüzde 95'nin kaynağı hayvandan geçiyor.

SORU 5: Evcil hayvanlar bu alana girmiyor mu?

Adı üstünde evcil hayvan. Bizle evcilleşmiş. Evcil hayvanlardan insana virüs geçişi çok sınırlıdır. Benim bahsettiğim vahşi doğa. Vahşi doğadaki virüsler aynı vahşi doğadaki gibi vahşi ve saldırgan.

SORU 6: Yarasalar dışında hangi hayvanlarda sık görülüyor?

Korona büyük ve küçükbaş hayvanlarda, çiftlik hayvanlarının hepsinde görülüyor. Kedilerde bile var. Öldürücü olabiliyor hayvanlarda ama bize bu hayvanlardan normalde atlamaz. Bir virüsün atlaması için hayvanların çok bulunduğu bir ortamda çok yakın bir temas gerekiyor. Mesela bir tavuktan atlamaz ama 10 bin tavuğun bulunduğu bir çiftlikte bu olası. Çiftlik hayvanlarının hepsi korona dahil birçok virüsü taşır. Virüslerin bir özelliği var 10 bin ya da 20 bin çoğalmada mutasyon geçirirler. Eğer çok fazla bir yerde hayvan varsa çoğalma fazla olacağı için mutasyon ihtimali artar. Mutasyon da insana atlamayı getirir. Çünkü virüsler hayvanlarda ve insanlarda yakın proteinlere tutunurlar. Yani koronanın tutunduğu protein bellidir kuduzunki bellidir. Normalde hayvandaki virüs insana zor atlar. Ama mutasyon geçirirse tutunur. Şap mesela hayvandan insana bulaşmaz ama dibine girersen atlar. Virüslerin insana atlamasında iki şey var bir mutasyon atlattırır, iki mecbur kalır atlar.

SORU 7: Çin'de bu virüsün insana bulaşması nasıl oldu?

Hayvan pazarlarında bulaştı. Çin'de 20 bin vahşi hayvan pazarı var. Yarasa da satıyorlar, misk kedisi, geyik ve fare de. Ama onların kültürü bu. Çin kıtlığından sonra her şeyi yemeyi öğrenmişler. Bu salgın 2003'te SARS olarak yaşandı. 17 sene sonra Yeni Korona olarak geldi. Salgın başka bir isimle ve boyutla yine gelecek. Adı değişecek ama olacak. Korona dışında NİPAH virüsü vardı. Malezya'da 1 milyon domuzu öldürdü. O da yarasadan bulaştı. Yarasanın dışkısında, idrarında ısırdığı meyvede virüs var. Meyveyi yedi, dışkı yaptı ve otlattığın evcil hayvanına, keçiye, koyuna, ineğe atladı. O zaman senin evcil hayvanları vahşi doğada otlatman doğru değil. Keçi koyun besliyorsun onu gidip vahşi doğanın içinde otlatmayacaksın. Vahşi doğayı terk edip çiftlik hayatı olacak.

SORU 8: Korona bulaştıktan sonra nasıl belirti veriyor?

Yüzde 80 belirti göstermiyor. Bulaşır ama belirti olmaz.

SORU 9: Kuluçka süresi nedir?

İlk zaman 14 gündü ama sonra 30 güne çıktı. Bu süre aldığın virüsün miktarına bağlı. Virüsü, zatürresi ve ateşi olan bir hastadan çok miktarda alırsan bu süre üç güne kadar iner. Çünkü çok virüs atlar sana. Ama ağır değilse süre 30 güne çıkar. Burada aldığın virüsün miktarı önemli.

SORU 10: İlk belirti nedir?

İlk belirti her zaman için ateştir. Yüksek ateş 39 ve üzeri. Böyle ateş yapan bir diğer virüs de griptir. Hayvandan bulaşan hastalıklar ağır geçer. Virüsün bir belirtisi de kesilmeyen öksürüktür. Bazı hastalarda bulantı kusma ve ishal de olabiliyor. Normalde kış aylarına bağlı öksürük üç beş günde rahatlar. Bunda ise rahatlamadan ziyade virüs akciğere indiği için nefeste eksiklik ve nefes alma zorluğu çıkar. Öksürük kesilmeyen ve nefes alma zorluğu aynı astım krizi gibi. Zaten evde duramazsın. Acile gitmek zorunda kalırsın. Çünkü dudakların morarır bir hava açlığı olur.

SORU 11: İnsandan insana nasıl bulaşıyor?

Her şekilde bulaşır. Öksürükle bulaşır. Hava yoluyla bulaşır. Sadece burundan değil gözden bulaşır. İdrarda virüs varsa bulaşır. Sen elini burnuna sürmüşsündür sonra biriyle tokalaşırsın bulaşır. Umumi tuvaletten bulaşır.


SORU 12: Ortak kanalizasyondan yayılır mı?

Yayılır.

SORU 13: Karantinadakilere nasıl bir süreç uygulanıyor?

Burundan ağızdan sekrasyon alıyorsun, öksürükteki balgamdan bakıyoruz. PCR ile bakıyoruz. Yani içindeki koronavirüs genine bakılıyor. Ben oturduğumuz masaya bir kağıt sürüp benden önce o masaya kimler oturmuş hangi genleri var bulabilirim.

SORU 14: Çevre ülkelere yayılmasının sebebi nedir?

Virüsü yayan vakaların yeterince tecrit edilmemesi ve yeterli önlemin alınmamasıdır. Mesela İtalya ile İran bu işi yeteri kadar dikkate almadı. Hastalık oldu basit önlemler aldılar. Bu yeterli değildi. Hastanın idrarı da dışkısı da her şeyi ayırıp dezenfekte edilmeliydi.

SORU 15: Koronavirüs neden bu kadar ölümcül?

Çünkü virüsün akciğerde tutunduğu protein ACE/2 proteini. Bu protein akciğerin iltihap yapmasını ve su toplamasını önlüyor. ACE/2'ye yapışan virüs bu proteinin işlevini bozuyor. Bu sefer de damardaki su akciğerin içine geçiyor. Hasta kendi vücudundaki suda boğuluyor ifadesi yanlış olmaz. Ağır bir zatürre gibi düşünün. Akciğerde havanın yerine su girmesidir zatürre. Bu virüs zatürrenin daha ağırını yapıyor. Korona akciğerdeki ACE/2 proteinine tutunmasa bu kadar öldürmezdi. Diğer bir ölüm sebebi de kalbi tutarak kalp yetmezliği yapması ya da kalbi aniden durdurması. Bir kısım vakada da böbrek yetmezliği yapıyor. ACE/2 proteininin en çok bulunduğu yer bu üç organ. Akciğer, kalp, böbrek.

O BiR MUCiZE DOKTOR ÇÜNKÜ…
Doç. Dr. Oytun Erbaş 17 Kasım 1978'de İzmir Ödemiş'te doğdu. Erbaş'ın 7 yaşında virüsleri araştırmaya başlamasına anneannesinin Oytun Erbaş'a kuduz bulaştığını düşünüp 40 gün gözlem altında tutması oldu. O günden sonra virüslerle ilgili bulduğu her kitabı okudu. Liseye giderken yarasalardan kuduz bulaşabileceğini keşfedip yazın 40 derece sıcakta ailesine tüm kapıyı pencereyi kapattırırdı. Ege Tıp Fakültesi'ni de dereceyle bitiren Erbaş, TUS'ta 7 kez ilk 10'a girdi. TÜBİTAK'taki Teknoloji Geliştirme Bölgesi'nde hayvan laboratuvarı ve kanser araştırma merkezi kurdu. Fizyoloji ve Deneysel Tıp uzmanı olan Doç. Dr. Oytun Erbaş kendisine neden mucize doktor denildiğini ise şöyle anlattı: Tıp ve virüslerle ilgili çok şeyi bildiğim için olabilir. Mucize Doktor isimli bir dizi var ama o bir senaryo. Gerçeği karşınızda. Günde 10 saat kitap okuyorum. Asperger Sendromum var. Bir konu hakkında çok literatür taraması yapan çok iyi belleği olan, bunu belleğine yazan ve konuşarak karşısındakine aktarabilen insanlara asperger denir. Aspergerin biraz ilerisi otizm oluyor. Otimzlilerin yüksek IQ'lusuna asperger deniyor.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.