Veysel EKİNCİ

Veysel EKİNCİ

SAYGILI ÖZGÜRLÜK!

                                SAYGILI ÖZGÜRLÜK!

     Yüce Yaratan, yarattığı her şeyde nizam ve düzeni kurmuş, yarattıklarında en küçük bir kusur olmadığını, bulmaya çalışsak da beyhude çabalar olacağını, Kuran’da değişik ayetlerde bildirmiştir.

    Öyle ya, madem her şeyde bir ayar bir ölçü var, insan hayatı da bir denge, bir disiplin üzerine kurulmalıydı.

     Çocukluk çağı ve ileriki zamanlarda öğrencilik, devamında ergenlik dönemleri  insan hayatının karakter yapısının, davranış biçimlerinin tamamlandığı dönemlerdir. Ahlak,  maneviyat, sosyalleşme, medeni cesaret, öz güven, kararlılık gibi  kişisel değerler bu çağlardaki  gayretlerle alakalıdır.

   Bir kere, toplum tarafından kabul gören bazı karakter özellikleri, huy ve davranış biçimi , tarafımızdan eleştiriye tabi tutulup , kabul görmemektedir. Ne demek istediğimizi biraz açarsak:

   Sürekli katı kurallar içinde büyüyen, azarlanan, korkutulan, aşağılanan, imkan verilmeyen, sosyal alana çıkıp ilişkiler kurmayan bir çocuk; ilk başta bakıldığında ahlaklı, uslu, edepli, saygın bir birey olarak algılanabilir. Dış görünüş öyle olsa bile, iç alemin alarm zilleri çaldığı, yakında ya da ileriki zamanlarda biriken potansiyel enerjinin negatif kinetik enerjiye dönüşmesi kaçınılmazdır.

  Elbette ki, çocukların sınırları aşarak, ahlaki, edebi yönden, toplum değerleri yönünden başı boş gelişmelerini öngörmüyoruz. Olması gereken: iyi bir denge düzeyi kurabilmektir.

   Başlıkta da belirttiğimiz gibi çocuklar serbest, konuşkan, kendini ifade edebilen, hakkını savunabilen, sosyalleşen bir yapıda gelişimlerini tamamlamalıdırlar. Burada da dikkat edilmesi gereken durum: Özgürlüğün bir saygı içerisinde olmasıdır. Sınırsız özgürlük, önü alınamayacak sıkıntılar doğurur.

   Sürekli baskı altında olan, ifade yeteneği gelişmeyen çocuklarda aşırı duygusallık ve içe kapanıklık baş gösterir. Bu da bastırılmış duyguların artmasına, hatta kötülük yapmaya daha meyilli bir hale gelir.

    Uslu desinler, uysal desinler şeklindeki bir anlayış, desinlerden öte fayda sağlamaz, ama bir ömür boyu yaşanacak yanlış bir yolun taşları döşenmiş olur.

   Hele hele, diyalog kurabilen anne- baba ve aile bireyleri içerisinde yetişen bir çocuğun hayattaki başarı ve sağlıklı düşünme katsayısı oldukça yüksek olur. Görsel olarak izlemenin yanında, uygulama, jest ve mimik hareketleri, yüz hatları, el hareketleri, konuşmanın tonu, ifade edilme zamanı ve biçimi de çocuğun pozitif yönde  gelişmesi için en önemli pratik uygulama alanlarıdır.

   Çocukların da, konuşmalara kendi ölçeklerinde katılıp olumlu, olumsuz görüşler belirtmelerine fırsat verilmeli, onlara  tolerans gösterilmelidir. Olumlu ifadeler desteklenirken olumsuzlar  düzeltilmeli, kritik edilip ikna edilme yoluna gidilmelidir.

   Okullarda da, çocukların kazanımları açısından, aile ile destekleyici bir birliktelik, yardımlaşma, ortak  amacın ve hedef belirlenmesi isabetli  bir yöntem olur.

   Çocuklarımızla gerektiğinde arkadaş, sırdaş olmalı,  yaşantı ile örnek davranış sergilemeli, baskı ve tehdit yerine ikna, anlatım, dili kullanıp yapıcı olunmalıdır.

   Ne sınırı aşan, sınırsız özgür bir çocuk yetiştirmeliyiz ne de baskıcı, katı kuralcı, otoriter bir ortamda, ömür boyu sürecek yanlışlara sebep olmamalıyız.

   Denge… Denge…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum