1. YAZARLAR

  2. Ali Akıllı

  3. Sendika Ne İşe Yarıyor ?
Ali Akıllı

Ali Akıllı

Ali Akıllı
Yazarın Tüm Yazıları >

Sendika Ne İşe Yarıyor ?

A+A-

Birçok kişiden zaman zaman sendikalar ne iş yapar, sendika ne işe yarıyor tarzında sözler duyuyoruz. Mesela insanların dini vecibelerini bile yerine getirmekte zorlandığı 28 Şubat gibi bir süreçte kamusal alan yalanı ile başörtüsü yasağı uygulanan bir dönemde daha okula girmeden otoparkta arabada ya da en iyi ihtimalle lavaboda başını açmak zorunda kalan arkadaşlarımız vardı. İnsanların işten atılma korkusuyla sindirildiği, büyük bedeller ödetildiği o soğuk günlerde Eğitim-Bir-Sen kar kış demeden meydanlarda topladığı 12 milyon 300 bin imza ve göstermiş olduğu dik duruş ile toplumsal mutabakat sağlanmıştır diye haykırarak büyük bir travmaya engel olmuş, büyük bir irade ortaya koymuştur.

4/C’liler olarak bilinen sözleşmeli çalışanlar her biri ayrı ayrı kaderine terk edilmiş, 10 aylık sözleşmelere mahkum edilmiş, istikbali mevcut idarecinin iki dudağı arasında savunmasız bir şekilde istihdam edilmiştiler.4/C’li çalışan arkadaşların  adına cümle kuracak, haklarını savunacak ve iyileştirecek bir örgütlü yapıya yani sendikaya üye olmaya bile hakları yoktu.Türkiye’nin en büyük ve tek yetkili sendikası Eğitim-Bir-Sen, ilk olarak 4/C’lilerin de sendikalara üye olabilmelerini sağladı ve sözleşmelerini 12 ay maaş alabilecekleri bir konuma getirdi. Sonrasında ise özlük ve ekonomik şartlarını iyileştirdi. Şimdilerde ise sözleşmeliliği bitirip kadrolu tek tip istihdam için söz söylemeye, ter akıtmaya devam ediyor.

Öğretmenlerin, 23 Nisan, 19 Mayıs, 29 Ekim vb. gibi milli bayramlariçin haftalarca tören hazırlığı yapıp hem de törenlerde hazır bulunmalarına rağmen ek ders ücretlerikesiliyordu. Tıpkı kar tatili ve diğer idari izinli günlerde olduğu gibi. Eğitim-Bir-Sen tecrübesi ile öğretmenden kaynaklanmayan idari izin günlerinde ders görevi yapılmış sayılır maddesini toplu sözleşmeyle kazanımlara dahil etmemiş olsaydı yaşadığımız bu sıkıntılı günlerde bir taraftan corona virüs salgını ile boğuşurken diğer taraftan aylarca ek ders ücreti alamayacak, belki de taksitler, ödemeler sekteye uğrayacak ekonomik olarak darboğaza girecektiler.

Milli Eğitim tarafından yapılan sınavlarda ödenen ücretler yapılan işin niteliğinin çok altında ve komik denebilecek rakamlardı. Oysa üniversite tarafından yapılan sınavlarda aynı iş yapılmasına rağmen 3-4 katı ücretler ödeniyordu. Yetkili ve etkili sendikacılık gereği Eğitim-Bir-Sen sınav ücretlerini Üniversite sınav görevi ücretleri ile eşitleyerek bir hakkın tesliminde daha başrol oynadı.

Okullarda derslere girmek kadar öğretmeni yoran bir diğer durum da nöbet görevini yerine getirmek. Teneffüslerde ve öğle arasında nöbet tutan öğretmenler, öğrenciler arasında yaşanabilecek olumsuz bir durumda birinci sırada muhatap kabul ediliyor.  Adli ya da idari ifadeler vermek zorunda kalabiliyor. Bir soruşturma esnasında müfettişler aylar öncesinde yaşanmış bir olayın hesabını nöbetçi öğretmene sorabiliyor. Sorumluluk var, ceza var, zahmet var ama ekonomik bir karşılığı yok. Eğitim-Bir-Sen hiç kimse nöbete ücreti dillendirmemişken MEB Şurasında tavsiye karar olarak aldırıyor ve oluşturduğu kamuoyu ve toplu sözleşmede gösterdiği irade ile öğretmenler ilk kez nöbet ücreti almaya başlıyor.Böylelikle bir angarya daha sona ermiş oluyor.

Bir taraftan öğretmenlik peygamber mesleğidir çok kutsaldır denir diğer taraftan kravat olmadan olmaz. Pantolonunuz ütülü ve kumaş olacak denir. Hem yeni nesiller sizlere emanet derler hem de  faulleriniz kulak memesini geçmeyecek, bıyıklarınız üst dudağı geçmeyecek alt dudağı taciz etmeyecek,  derler. Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum derler ama ense traşınızla gömlek yakanız arasında boşluk görünecek şeklinde bir kılık kıyafet yönetmeliğini de tedavülde tutarlar.Eğitim-Bir-Sen bu nokta da insiyatif alarak sivil itaatsizlik eylem kararı aldı. Nerdeyse 10 yıldır öğretmen kendine yakışanı giyer kararlılığını göstererek diğer sendikalara da öncülük etmiştir. Miadı dolmuş, bugünün şartlarını taşımayan o yönetmelikmaalesef sendika üyesi olmayanlar için hala bağlayıcı olarak önümüzde duruyor. Ancak son zamanlarda bir çok il valiliği de insiyatif alarak serbest kıyafet genelgeleri yayınladırlar.  Bu alanda da sendikanın haklı ve istikrarlı mücadelesi kazanıma dönecektir.

Öğretmenler genel olarak bir araya geldiğinde kendi aralarında 3600 ek gösterge, öğretmene yönelik şiddetve itibarsızlaşma, öğretmenlik meslek kanunu, okulların bütçe sorunu, kariyer basamakları gibi konularda bazen söylenir bazen çözüm önerirler. İşte tam bu noktada sendikacılığı sahada yürüten Eğitim-Bir-Sen onların gündemini çalıştay ve raporlarla işin asıl muhataplarına iletiyor. Öğretmenlik Meslek Kanunu İhtiyaçlar Öneriler, Eğitim Yönetiminde Liyakat ve Kariyer Sistemi, Eğitim Çalışanlarının Sorunları ve Çözüm Önerileri, Eğitime Bakış vb bir çok rapor ile sürece destek oluyor öneriler sunuyor. Bir anlamda önceden sadece öğretmenler odasında konuşulan konuları yaptığı çalışmalarla siyasi iradeye söyletiyor ve çözümünde aktif rol alıyor.

Yöneticilik ya da görevde yükselme sınavına girecekler için Eğitim-Bir-Sen hemen devreye giriyor. Ücretsiz sınava hazırlık kitabı dağıtıyor, yüzyüze ve uzaktan eğitim alternatifleri sunuyor ve deneme sınavları yapıyor. Özel hastane, restoran, cafe, mağaza, benzin istasyonlarıvb alışverişler için sendika üyelerine özel yapılan yerel ve ulusal indirimler ile ekonomik destek sağlanıyor.

Ücretli öğretmenler konusu son günlerde çok konuşuldu. Corona virüs salgını nedeniyle okullar uzaktan eğitime geçtiği için artık fiili olarak derslere giremiyorlardı. Sendikalara üye olmak gibi hakları da yok. Ancak Eğitim-Bir-Sen emeğin korunması şiarıyla yine devreye girdi ve yaptığı girişimlerle insani bir mağduriyetin önüne geçti. Bu mağduriyetin önlenmesini basit bir adım olarak görmeyin, emeğin korunması ve hak ihlalinin önlenmesi noktasında tarihi bir başarıdır.

18 Mart 2020 de büyük emekler neticesinde atanmaya hak kazanan öğretmenler virüs salgını nedeniyle okullara ara verildiği için henüz görevlerine başlatılmadılar. Atanmış işsiz öğretmenler diye yeni bir mağduriyet oluştu. Resmi olarak göreve başlatılmadıkları için henüz sendika üyelik hakkı da elde edemediler. Burada da yetkinin verdiği sorumluluk ile atanan ama göreve başlatılmayan 20 bin öğretmen için mücadele eden, en üst perdeden görüşmeler yapan Eğitim-Bir-Sen’in lider kadrosunun girişimleri çok önemlidir. Kazanılmış hakların tehir edilmemesi aksine takdir edilmesi gerektiğini vurgulayarak özlük ve ekonomik haklarından daha fazla mahrum bırakılmamaları gerektiğini ifade eden bir sendika elbette tercihe değerdir.

Bu liste böyle uzar gider. Kısa bir hikaye ile konuyu özetleyelim isterseniz.

Hikaye bu ya ;

Balıklar merak ederler su nedir diye...
Bilge olan binbıyıklı balığı bulmaları istenir..
Büyük okyanuslar aşarlar, en derin yerinde yaşayan bilge binbıyıklı balığı bulmak için..
En sonunda binbıyıklı balığı bulurlar ve suyun ne olduğunu sorarlar...
Binbıyıklı balık da "bana sudan başka bir şey gösterin, ben de size suyu anlatayım." der.

Bir yerde okumuştum; "kıyıya vurmadıkları sürece, balıklar suyun farkında değildir" diyordu.

Zamanında değeri anlaşılamayan, elde edilmiş ve sahip olunan şeyleri, kaybetmek bir değer ölçüsü olacaktır ancak artık çok geç olması da hiç bir şey ifade etmeyecektir.

Selam ve Dua ile..

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
4 Yorum