İbrahim Hakkı CELİS

İbrahim Hakkı CELİS

Sistemin En Büyük Açmazı Liselerde “ Mecburi Eğitim”

Liselerin mecburi eğitim kapsamına alınması pek çok insani söylemin yanında problemli bir alan da oluşturdu. Evet,  her insan eğitimi hak eder güzel bir insani söylem. Her şeyden evvel ilim bir talep işidir. İlmi talep etmeyen birine zorla gel ben sana ilim aktaracağım demek ancak bir pembe rüya olur.  Adından belli talebe olacak ki ilim ortamı teşkil edebilsin.

İlkokul ve ortaokul öğrencileri henüz çocukluk çağında olduklarından sebep okula ihtiyaçları var ve kontrol altında tutulmaları daha olası. Çünkü çocuk olmanın verdiği bilinçle okul ortamından haz alabiliyor bu da öğrenmenin yolunu açıyor. Özü itibariyle bu öğretim seviyesinde yoğun bir öğretim de yok. Daha çok yaşama yönelik temel beceriler kazandırılmaya çalışılıyor. Bu da öğrencinin başarılı olması için yeterli bir kazanım alanı demek.

Lise öğretim programları ihtisaslaşma üzerine kurgulanmış bir yapı. Öğretim programları ilimde derinleşmeyi gerektirecek kazanımlara yönelik. Bu haliyle her öğrenci bu kazanımları elde edecek melekeye veya en basit şekliyle ilgiye sahip değil. Fakat sistem her öğrenciye aynı akademik veriyi yüklemeye çalışıyor. Oluyor mu? Hayır. Toplumun meslek erbabına ihtiyacı var mı? Muhakkak. Peki, sitem neyi getirdi? Akademik başarısı düşük çocuk zayıf çocuktur ve mesleki eğitime bu çocuklar yönlendirilir. Gerçeklik böyle değil. Meslek erbabı olacak kimsenin her şeyden evvel hem sosyal zekası hem de akademik başarısı yüksek olmalı. Halbuki Avrupa örnekliğinde olduğu gibi öğrenci 9. Sınıftan sonra mecburi eğitime maruz bırakılmayıp istidatlarına doğru meslekle irtibatlandırılsa ve daha çok mesleğin icra edildiği yerde bulunsa problem bir anda ortadan kalkacak. Öğrenci bir meslekle irtibatlandırılacak ve kabiliyetine uygun bir alana doğru hayatını yönlendirecek bir anda üniversite kapısının önüne binlerce genci yığmamış olacağız.

Lise mecburi eğitim kapsamına alınınca akademik anlamda zayıf olan ilmi derinliğe uyum sağlayamayan öğrenci doğal olarak sisteme uyumsuzluk gösteriyor. Sistemi de mecburi üzerine kurduğumuzda her durumda bu öğrenciyi mezun etmek doğal zorunluluğu ortaya çıkıyor. Dört işlem bilmeyen okumaz-yazmaz öğrenciler mezun oluyorlar. Murat yerine geldi mi? Hayır. Sadece öğrencinin dört yılı heba edildi ve okul işlevsiz bir hal almış oldu. Yaşama dair bir katkı sunmadı öğrenciye.

Akademik anlamda öğretim programlarının ilmi derinliğe göre planlanmış olması öğrenciyi lise eğitiminde disiplinsizliğe itiyor. Hiç başaramadığı bir dersi akşama kadar sessizce dinlemesini beklemek abasle iştigal. Bu durum sosyal medyada gördüğümüz içimizi kanatan öğrenci davranışlarının en temel sebebi. Öğretmenlerin de işlerini yapmaktan çok bakıcılık yapar konuma düşmelerinin müsebbibi. Başarılı öğrencinin hakkının ziyanı. Öğrenecek ama bu öğrenciler fırsat verir de ders işlenirse. Sınıfta da kalmıyorlar. 10 zayıfla sınıf geçmek olası bu sistemle. Aslında bütün bu verilerle çareyi görmüş olduk.

Önümüzdeki yıl liselerde sınıf kalmak mümkün olacak. Bunun ne derece olacağını göreceğiz. Öngörülen sistem 3 zayıf ile sınıfın borçlu geçilmesi bunun üstü durumda sınıf tekrarına kalınması. Belirli bir başarı puanını tutturarak başarılı sayılma fikri henüz net değil. Olursa aslında pek bir şey değişmez. Fen liselerinde ayrı bir geçme diğer okullarda ayrı bir geçme sistemi olsun da tartışılıyor. Burada yeri gelmişken üniversite sınavında yeniden okul bazlı değerlendirilmeye geçilmesi durumunda başarılı öğrencilerin bulunduğu okullardaki tüm öğrencilerin 100 alması saçmalığı da son bulur. Bir okulda tüm öğrenciler 100 alırsa ölçmenin manası ortadan kalkar. Halbuki okul bazlı değerlendirme olsa o okulun birinci öğrencisi tam puan kabul edileceğinden diğer öğrenciler de hakkını alır ve okulda ölçme sınavlarının manası olur.

Liselerde sınıf tekrarının yeniden mümkün olması en temel problem olan öğretmenin saygınlığı ve sınıf disiplini meselesini çözecektir.  Liselerin sadece 9. Sınıfın mecburi eğitim kapsamında okulda olması diğer sınıf seviyelerinde öğrencinin haftada bir gün istediği temel seviye kültür derslerini alması ve diğer günleri işletmelerde mesleğin icrası ile geçirmesi öğrenci açısından da problemi çözecek ve ülkenin ihtiyaç duyduğu insan kaynağını üretecektir.  Okulun bir diploma ve doğrudan iş manasına gelmesi algısı kırılıyor. Bu algı da normal seyrine geldiğinde üniversite eğitimini sadece talip olanlar alacaklar ve sistem yeniden doğru mecrasına oturacaktır. Tüm öğrencilerin aynı kazanımlar üzerinden eğitime tabi tutulması fikri baştan nakıs bir fikirdir.

Öğrencileri sınıf kalmakla korkutmayalım, onlara hayatlarını kendi talepleri doğrultusunda yönlendirebilecekleri kapılar aralayalım. Mecburi kelimesini terk edip ihtiyari kelimesi ile barışalım. Özgürlüklerin ve kişisel tercihlerin yollarını duble yol yapalım.  Her insan büyük bir kıymettir. Tabi, balıktan uçmasını kuştan yüzmesini istemezsek. Matematik bilmiyor diye alemin özü olan insanı yok saymak büyük sıkıntı. 9. Sınıfta temel kültür dersleri olsun. Akademik yolda yürüyecek öğrenciler için farklı öğretim programları olsun. Yolu mesleğe yönelmek olanları da zorla tahta sıraya mahkum etmeyelim.

Liselerde kalma geri geliyor değil liselerde öğrencilerin yaşamlarında ihtiyari kararlar almalarını yolları genişletiliyor, diyelim. Vesselam.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.