TESTLERDEN FUL ÇEKEN, İNSANLIKTAN BOŞ KÂĞIT VEREN ÇOCUKLAR…

TESTLERDEN FUL ÇEKEN, İNSANLIKTAN BOŞ KÂĞIT VEREN ÇOCUKLAR…

İnsan yaratılışı gereği kendini geliştirebilen bir varlık. Bu özelliği ile bilgiyi biriktirerek, birleştirerek yeni bilimsel gelişmelere kapılar açabiliyor, medeniyetler kurabiliyor. Diğer ifadeyle her nesil tekerleği, ateşi, atomu yeniden keşfetmek zorunda kalmıyor.

Bilimsel ve akademik bilgi,  gelişerek hayatı kolaylaştıran/tehdit eden birçok unsuru insanlığa sunarken;  insanın davranışları ve hayatını sürdürmede takip ettiği yol da kültürel mirasla şekilleniyor.  İnsan hayatını etkileyen bilimsel ve kültürel miras, merhamet, adalet,  saygı, insan hayatını kolaylaştırma gibi erdemleri barındırmakla birlikte; kin,  nefret, düşmanlık, sömürü, katliam, bağnazlık gibi olumsuzlukları da miras olarak taşıyor.

Medeniyet nehri hayatın kaynağı olan suyu geçmişten günümüze kadar getirirken; hayat kaynağı su ile birlikte, taşı, toprağı,  çöpü, kiri de taşıyor . Nehrin berrak/temiz ya da bulanık/kirli  akmasını yine insan kaynaklı iyilikler ve kötülükler belirliyor. Son zamanlarda nehrin suyunun daha da bulandığı dikkatlerden kaçmıyor.

Geldiğimiz noktada insanlığın geleceği için kafa yoranlar; adaletsizliğin, zulmün, bencilliğin… karşısında; merhametin, sevginin, insan onurunun… galip gelebilmesi için, her zamankinden daha çok “iyi insan”a ihtiyaç olduğunu ifade ediyorlar.

Bu tespit; bize,  çok para harcayarak sadece iyi bir akademik eğitimle,  “iyi insan” yetiştirmede beklenen başarıyı elde edemeyeceğimizi gösteriyor. Çünkü, günümüzde  bilimsel bilgi insanlık tarihinde zirvesini, insan onuru ise her bakımdan  çöküş devrini yaşıyor.

Son zamanlarda yapılan çok sayıda araştırma, çocuklarımızın hayatında iyiliğin galip gelmesinde ve doğru davranışların oluşmasında, aldıkları akademik/bilimsel bilginin doğrudan etkili olmadığını gösteriyor. Periyodik cetveli, Fransız edebiyatını, dünyanın çevresinin uzunluğunu bilmesi gibi akademik, objektif bilgiler; çocukların hangi olay karşısında nasıl bir tutum takınacaklarına doğrudan etki etmiyor.

Bu konudaki köklü örneklerden birinde ifade edildiği gibi; kişinin elindeki bıçakla kurban mı keseceğini, cinayet mi işleyeceğini bilgisi değil; inançları, değerleri, ahlâkı belirliyor. Teknoloji ve bilim tarafsız olmakla birlikte,  sonucu, onu kullananların tutumları, iyi ya da kötü hangi tarafı seçtikleri belirliyor.

Bu nedenle “iyi insan” yetişmek için ayrılan sürenin, ortaya konulacak maddi-manevi emeğin, verilen eğitimin; akademik başarıyı sağlayacak süreden çalındığı anlayışı bizi büyük bir hataya götürüyor. Çocukları, gençleri problem çözmeye odaklayarak, eğitimi bundan ibaret görmek,  “iyi insan” yetiştirmeyi sadece test başarısı istatistiklerine indirgemek bize istediğimiz sonucu veremiyor.  Çocukları;   duygularına, masumluklarına her türlü tuzağın kurulabildiği sanal ya da gerçek çevreleriyle baş başa/yalnız bırakmak, iyi bir gelecek ümidinin şimdiden ciddi yara almasına neden oluyor.

Merhum S. Zaim hocanın da dediği gibi;  akademik- bilimsel bilgiyi bir aracın motoru; değerleri,  duyguları ve ahlâkı da direksiyonu gibi değerlendirirsek; motor ne kadar güçlü olursa olsun; kurallara uygun olarak kontrol edilemeyen, direksiyon hâkimiyeti kaybedilen, sürekli sağa sola zikzak çizen aracın kaza yapması kaçınılmaz hale geliyor.

Dünyanın geleceği, bilimsel ve akademik olarak fraklı yeterliliklerde de olsa iyi ya da kötü davranışları hayatlarında merkeze alanların tutumlarıyla, kararlarıyla şekilleniyor.  Davranışlarını, kararlarını menfaatperest ve bencillik temeline oturtanların hakim olduğu çevrelerde, coğrafyalarda insanlık adına durumun ne kadar içler acısı olduğu görülüyor.

Bilinen bir örnektir: Biri beyaz,  diğeri siyah iki köpek yavrusu birbirleri ile oynayıp boğuşurlarken onları izleyen çocuk merakla babasına “bunların hangisi hangisini yener?” diye sorar. Babası da “biz hangisini daha iyi beslersek o diğerini yener” der.

Bir metafor olarak beyazın iyiliği, aydınlığı, ümidi…; siyahın da karanlığı kötülüğü, belirsizliği… temsil ettiği genel anlamda kabul edilir.

Çocukların yaratılışları gereği iyiliğe ve kötülüğe meyletme potansiyelleri vardır. İyi insan yetiştirme sanatkârı öğretmenlerimiz ve öncelikle değerli çocuklar yetiştirmeyi hedefleyen velilerimiz; fıtratları gereği hayatlarının başında tertemiz, bembeyaz olan çocukların düşünce dünyalarında beyazı daha fazla besleyerek, siyah lekelerin oluşmasına neden olacak tutum ve davranışlardan onları korumalı ki,  iyilikler kötülüklere galip gelebilsin. Millî ve manevi değerleri davranışlarına kalıp yapan çocuklar yetiştirilebilsin.

Daha çok bilenlerden önce bildikleriyle iyi bir geleceğe, insan onurunu ayakta tutmaya hizmet edenlere ihtiyacımız vardır. Zira bugün dünyanın bir kısmının kahkahası, bir kısmının da feryadı gök kubbeyi inletiyorsa, bu durum, bu sonucu ortaya çıkaranların akademik/ bilimsel bilgilerinin ne kadar olduğuna bağlı değildir. Mevcut bilginin hangi değerler kalıplarında işlendiğine,  nasıl bir merhamet ve vicdan süzgecinden geçtiğine bağlıdır.

Bugün insan olarak karşılaştığımız sorunların tamamına yakını, bilmeyerek hata yapanlardan çok, bilerek yanlış yapanlardan kaynaklanıyor. Cinayet işleyen de, dolandırıcı da, sapık da, rüşvetçi de… yaptığının “kötü” olduğunu kesinlikle biliyor. Bencilce ve narsistce davranmasının sebebi  büyük oranda; zamanında iyi bir davranış eğitim alamamış olmasından, toplumsal ve evrensel değerleri özümsememesinden, onun yetişmesinden sorunlu olanların yeteri kadar iyi örnek olmamasından,  bilgisini süzüp olumlu davranışa dönüştürecek değerler kalıbına , vicdana,  ahlâka   sahip olmamasından, kaynaklanıyor.   

Bu duruma, ancak insanî, mili ve manevi değerleri davranışlarının merkezine alan ve iyi bir akademik/bilimsel eğitimle dünya ile rekabet edebilen iyi insan yetiştirmekle çözüm bulunabilir. İyi bir değerler eğitimi ile bilimsel akademik öğrenim hiçbir zaman birbirinin alternatifi değildir. Aksine iyi yetişmiş insanın  birbirini tamamlayan iki yarısıdır.

Bunu başaramazsak; “ne olacak bu gençliğin hali?”, “bu memleketi bunlara mı emanet edeceğiz?” gibi ümitsiz, güvensiz, belirsiz, kaygılı… bir geleceği beklemeye devam ederiz. Bu durumda günlerimizi, güneşin karşısında eriyen kar yığınları gibi; değerimizin, geleceğimizin, medeniyet mirasımızın yok oluşunu  boynu bükük izlemekle geçireceğimiz açıktır.

Gerekeni yapamazsak, iyi öğretilmiş ancak iyi insan olarak yetiştirilmesi unutulmuş, ihmal edilmiş; testlerden ful çeken ancak, çoğu zaman insanlıktan, milli ve manevi değerlerden boş kâğıt veren; bizi yok saymak isteyenlerin markalarını gururla parlatan bizim çocuklarımız ve iyilik potansiyelleri  elimizden kayıp gidecektir.

 Ümitli bir gelecek için değerleriyle yetişmiş, “iyi insan” a her zamankinden fazla ihtiyacımız var.

                                                                                                                                                                                            Vural ÇAKIR

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum