İbrahim Hakkı CELİS

İbrahim Hakkı CELİS

Yine, Yeni, Yeniden Müdür Atama Yönetmeliği

2002 ile 2009 yılları arasında sayın Hüseyin ÇELİK’in Milli Eğitim Bakanlığı döneminde eğitimcilerimizin en çok meşgul olduğu konu eğitim yöneticisi atama mevzusuydu.

Birkaç ayda bir yönetmelik değiştirilir, yeni yönetmelikle atama yapılır yapılmaz mahkemeler atamaları toptan reddeder sonra gelsin yeni yönetmelik.

Eğitimin her türlü sorunu bir yana bırakılmıştı, tüm eğitimciler enerjisini eğitim yöneticisinin atanması hususuna sarf ederdi.

Çok velüt geçmesi gereken bu güzide zaman böyle boşlukta dövülen bir mevzu ile geçti, gitti.

Halbuki eğitim adına daha anlamlı tartışılıp yol alınacak çok güzel imkanlar vardı.

Daha sonra sayın Cumhurbaşkanımızın dilinden ifade edilen “ Eğitimde istediğimiz başarıyı elde edemedik” acı söyleyişinin tereddütsüz altında yatan bu müdür atama konusundaki anlamsız işlerdir.

Eğitimin asıl öznesi öğrenciye bir türlü sıra gelmedi. Hatta mevzu eğitimin temel unsuru öğretmen dahi olamadı.

Ülkemiz on yıl boyunca müdür nasıl atanacak sorusuna cevap aradı.  Sonra başka başka dalgalanmalar, iki dudağın arasında kalan hak kayıpları, emekler…

Sonra bir mutabakat toplumsal bir ittifak sağlandı. Sınav esaslı bir yönetici atama yönetmeliğinde toplum hemfikir oldu. Kimse bu duruma itiraz etmiyor. Sınav hala ülkemizin en etkili ölçme ve hakkaniyet aracı.

Üzerine cüzi de olsa bir değerlendirme kriteri tüm paydaşların yetmez ama bundan iyisi yok, görüşüyle ittifak ettiği bir husus haline geldi. Son beş yıldır da eğitim dünyamız müdür ataması konusunu gündeminden çıkardı artık eğitimin asıl konusu “müfredat öğretmenler ve öğrenciler, fizikî mekanların iyileştirilmesi vb.” hususları konuşulur oldu.

Yine, yeniden, bir daha aşk ile 2020 yılında Yönetici Görevlendirme Yönetmeliği tartışmaya açıldı.

Bakanlık içerisinde çok küçük ve gizli olduğu ifade edilen bir ekip bu mevzuya el attı. Neden attı? İşlemeyen neydi? Eğitimcilerde müdür atama konusunda bir rahatsızlık var mıydı? Yoktu.

Herkes yeni yapılacak sınavı bekliyordu. Sonra Yönetmelik taslağı kamuoyu ile paylaşıldı. Nabız ölçüldü. Tepkiler üzerine tekrar incelemeye alındı. Sonra şimdi tekrar eskiden bildiğimiz bir yöntemle kamuoyuna sunuldu.

Yönetmeliğin kendisi tamam da ekleri müdür atamaktan çok üniversiteye hoca alacak kriterler içeriyor. Dünyanın hiçbir yerinde akademik eğitim ile okulların eğitimi, akademisyenler ile öğretmenler bizdeki kadar birbirlerine karıştırılmış değildir.

Benzer iş gibi algılansa dahi akademisyenlik bir uzmanlık öğretmenlik ise bir insan yetiştirme işidir. Birbirinden fersah fersah uzaktır.  

Ek/2 formundaki üniversitede ders okutmak, patent almak, makale yayımlamak, dergi çıkarmak, uluslararası sertifika almak ile okul müdürlüğünün ne irtibatı olabilir?

Bunu yapan akademisyenlerimizi, akademik çalışma yürüten öğretmenlerimizi tebrik ederiz. Onlar yürüdükleri bu yolun hakkını veriyorlar fakat bir müdürde bu meziyet okul idaresi adına hangi fayda sağlayacak? Okul yönetmek kolay bir iş midir? Teknik bilgisi, insan ilişkileri,  yazışmaları, öğrenci-öğretmen- veli diyalogları var iken bir müdür üniversitede derse giderse müdürlüğü kim yapacak?

Bu kriterler öğretmenleri hileli işlere sokacak. Arkadaşının makalesine adını yazdıran, çıkacak kitapta kendi ismine yer açan, para verip makale yayımlatan felan.

Asıl iş okul müdürlüğü şöyle bir kenarda bırakılacak, herkes sertifika derdine düşecek

Müdür neden Destekleme Yetiştirme Kursunda ders anlatsın? Bu öğretmenin hakkı ve görev alanı. Müdür bir yönetici.  İstanbul Tuzla’nın bir kenar mahallesindeki müdür allameyi cihan olsa okulundan uluslararası bir proje çıkarabilir mi? Çıkaramaz. İstanbul Erkek Lisesi müdürü hiçbir şey yapmasa her yıl okulundan onlarca uluslararası proje, ödül çıkar mı? Çıkar. O halde Anayasamızın en temel ilkesi eşitlik nasıl sağlanacak. Bir köy okulundan uluslararası başarı  çıkarmak, dereceler elde etmek olası iş midir?

Ödül, başarı bunlar en fazla dört yıl geriye gidecek diye kural konulmuş.  Hiç durmadan ödül almak mümkün mü? 3 başarı alacaksınız sonra üstün başarı sonra da ödül. Bunu da meslek yaşamınızda sadece işinizle meşgul iseniz bir defa yapabilirsiniz. Müdürlük, öğretmenlik yapmayıp sosyal faaliyetlerde sürekli görev alır Kaymakamın takdirini kazanırsanız belki bir daha yapabilirsiniz.

Ezcümle, müdür ataması konusunu 20 yıldır tartışıyoruz tam oldu derken neden bozuluyor? Amerika kaç defa keşfedilecek. Biz hangi derdimize şifa aramak için iki de bir bina ettiğimizi yıkıyoruz.

  • Üniversiteye hoca arayan kriterler ile okul müdürü seçilemez.
  • Makale, dergi, yayın iyi bir okul müdürünü tespit etmez. Bu ancak okul müdürlerinin kendi işlerini bırakıp işleri dışındaki alana tevessül etmelerine yol olur
  • Ödül, üstün başarı, başarı dört yıl ile sınırlandırılamaz. Bu Kaymakamlar üzerinde sürekli belge verme baskısı oluşturur. Ödülün manası kaybolur.
  • Üniversitede ders anlatmak kriteri komiktir. Eğer kişi üniversitede ders anlatacaksa akademisyen olur. Okul Müdürlüğü akademisyenlik meziyetleri ile doğrudan örtüşmez.
  • Uluslararası proje, spor başarıları, olimpiyat başarıları bireyseldir. İmkanları çok olan okullar kendi doğallığında bunu yürütür. Okulun hiçbir katkısı olmadan mühiti itibariyle velilerin imkanları geniş okullarda  bunlardan onlarcası çıkar. Pek çok başarı hele ki sporda bireyseldir. Bu Anayasımızın eşitlik ilkesine aykırı bir tutum olur. Taşrada gecesini gündüzüne katıp yarışmalardan derece elde edememiş olanın hakkı nasıl savunulacaktır?
  • Yeniden atama başlığında 40 puan altı alanların değerlendirme dışı tutulması köy okullarımıza, taşra okullarımıza her türlü yoklukla mücadele edip fenafil okul olan yöneticilerimize zülüm demek olur. Bu kriterleri sağlamak için müdürlüğü bir yana koyup yarışma, sertifika avcılığı yapmak lazım. Büyük bir sorumluluk 7/24 esaslı çalışmayla bunu yapamayacaklarına göre kırgınlıklara yol olur.

Yönetmelikteki Sertifika uygulaması doğru ve başarılı örnekleri olan bir yenilik.

Bunun dışında ortaya konulan ek-2 kriter yenilikleri problemi derinleştirecek.  Çok zor değil. Eğitim, eğitim yönetimi alanında yüksek lisans, eğitim yönetimi alanında doktora, eğitim yönetimi alanında hizmetiçi eğitim bunlar kabul gören kriterler. 

Bundan gayrı Okul Müdürü okulu öğrenci, öğretmen, fizikî mekan bakımından nereden almış nereye getirmiş. Buna bakılsın. Bunu ölçecek krtierler geliştirilsin. Bunun dışındaki her krtiter adaletin terazisinde değer ifade etmez.

Ek-2 kriterleri gerçek dünyadan uzak, akademik dünyadan birkaç kişinin hayallerini ve kendi yaşamlarını merkeze koydukları iyi bir okul müdürü seçmekte başarısız olacağı gün gibi meydanda kriterlerdir.  Bu kriterlerle seçilmiş okul müdürü tüm meşguliyeti bu alanlar olacaktır. Başka türlüsüne zaman kalmaz.

Eğitimimizin müdür nasıl seçilmelidir tartışmasına daha fazla ayıracak zamanı yoktur. Bu değişikliğin gereği ve lüzumu da yoktur.

Eğitimin lise eğitimini ve mecburi eğitimi düzenleme, öğrencilerde kültürel birikim sağlama, müfredat, yeterli öğretmen ve eğitim ortamları gibi bizi bekleyen devasa problemleri vardır.  Enerjimizi buraya harcayalım.  

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.