YÖNETİCİ ATAMA(MA) YÖNETMELİĞİ!

YÖNETİCİ ATAMA(MA) YÖNETMELİĞİ!

Milli Eğitim Bakanlığı okul ve kurumlarına yönetici atamak için yıllardır bir arayış içinde. Dönem dönem yaptığı değişikliklerle hedef tahtasının tam ortasında bulunuyor. Evet işi kolay değil kabul ediyorum 1 milyondan fazla olan bir camiayı memnun etmek zordur. Ancak yapacağı değişiklikleri geniş bir katılımcılarla ve  paydaşları ile yaparsa memnuniyet oranı daha da artar.
                   MEB en son sınav başvurularının başladığı gün yine bir son dakika golü ile Yönetici Seçme ve Görevlendirme Yönetmeliğinde değişikliğe giderek yeni bir tartışma ateşini yakmış oldu. Bu kez öyle bir ateş yaktı ki kendi bünyesine bağlı MEB Talim Terbiye Kurulu Başkanı Burhanettin Dönmez dahi kendi bakanlığının hazırlamış olduğu yönetmeliği eleştirdi. Sayın Dönmez “Üniversiteleri dışlayan bir anlayışla eğitim yöneticisi yetiştirilemez” diye sosyal medyada bir paylaşım yaptı. Sayın Dönmez yönetmeliğin üniversiteleri dışladığını yöneticilik konusunda üniversitelerin görüşünün alınmadığını belirtmek istemiş. Sayın Bakanımızın akademisyen kökenli olduğu biliyoruz ve yönetmelik hazırlanırken üniversitelerden görüş almasının yerinde olacağı bekleniliyordu. Ancak Talim Terbiye Kurulu Başkanının yanı sıra başka akademisyenler de yeni yönetmeliği eleştirince görüş alınmadığı ortaya çıktı.
                  Gelelim yapılan değişikliklere. Yapılan değişikliklerde en çok göze çarpan “EĞİTİM YÖNETİMİ SERTİFİKASI” oldu. İlk defa yönetici görevlendirmesinde eğitim yönetimi alanında sertifikasyon uygulaması yürürlüğe girdi. Eğitim Sertifika Programı yüz yüze veya uzaktan öğretim şeklinde yapılacağı ve bu sertifikanın 8 yıl süre ile geçerli olacağı belirtildi. Ancak bu sertifikanın neden ve hangi amaçla ortaya çıktığı tam olarak anlaşılamadı. Mevcut yöneticilerin bilgi, birikim ve tecrübelerin hiçe sayılarak sadece bir sertifikaya dayalı olması eleştirilecek konuların başında geliyor. Herhangi bir somut veriye bağlanmadan sertifika programının kalite getireceğini düşünmek abesle iştigaldir. Ayrıca bu ne kadar kapsamlı bir sertifika programı ki 8 yıl geçerli olacak diye düşünmüyor değilim. Yöneticilerimizin çoğu yönetim alanında tezli/tezsiz yüksek lisans ve hatta doktora yapmışlar. Yapılan bu lisansüstü çalışmaların bakanlığın hazırladığı sertifika programından daha kapsamlı ol(a)mayacağı kanısındayım. Kaldı ki yöneticilerimizin tecrübesi, gayreti, bilgi ve yönetişim kabiliyetleri göz önünde bulundurulması gerekiyor.
                  İlk defa atanacak olan yöneticilerimiz yazılı sınavda başarılı olduktan sonra Yönetici Değerlendirme Formu ve Sözlü Sınav Komisyonu tarafından tekrar değerlendirmeye tabi tutulması da yeniden gözden geçirilmesi gereken konuların başında geliyor. Değerlendirme Formu ile geçmiş dönemde yöneticilik yapmış kişilerin elde ettikleri başarı ve tecrübeleri tekrar değerlendirmeleri yerinde bir karar olarak görülüyor. Ancak sözlü komisyonun yani mülakatın olması her kesim tarafından eleştirildi. Burada da anlaşılan Bakanlık, mülakatın  kaldırılması yönünde görüş bildiren kesimleri dikkate almamış. Sözlü Komisyonunda ülke genelinde en fazla üyeye sahip ilk dört sendikadan sendika genel merkezinin belirleyeceği birer temsilcinin katılımı sağlanmış olması katılımcı yönetim anlayışını dikkate aldıklarını gösteriyor. Ancak burada belirtmeden geçemeyeceğim bir konu var. Bazı sendika görünümlü STK’lar terör örgütünü, illegal yapıları ve özellikle başta LGBT gibi ahlaki olamayan yapıları desteklerken acaba komisyonda olmaları ne kadar doğru tartışmak gerekir.
                 Bir başka konu ise yöneticilerimizin daha önceki dönemlerde aldıkları belgelerin geçerliliklerinin son dört yılla sınırlandırılması. Dört yıldan önceki aldıkları belgelerin puanlamaya tabi olamaması apaçık kazanılmış hakkın gaspıdır. Yani bakanlık diyor ki daha önce aldığın belgelerin benim gözümde hiçbir itibarı yok, o dönem başarılı olabilirsin ve hatta belge dahi almış olabilirsin ancak şu an o belgeler senin başarılı olduğunu göstermez. Bu konuya başka açıdan bakacak olursak. Bakanlık hazırlamış olduğu yönetmelikte Eğitim Sertifika Programında başarılı olanlara yöneticilik hakkı veriyor ve geçerlilik süresini 8 yıl olarak belirliyor. Peki, sertifika programında başarılı olanlar dört yıl sonra başarısız sayılmıyor mu? O yüzden kazanılmış olan başarıları yok saymak kanuna, hukuka ve vicdana aykırıdır.
                 Yönetmelikte belirlenen Yönetici Değerlendirme Formlarında yer alan puanlama ölçütleri yöneticilerimiz arasında eşitlik ve çalışma barışını bozacak nitelikte olması göze çarpıyor. Örneğin ölçütlerin birinde üniversitelerde ders okutmak maddesi yer alıyor ve bu ölçüte puan veriliyor. Bırakın farklı illeri aynı illerde görev yapan idarecilerimizde dahi bu kriteri karşılayacak eşit imkânlar bulunmamaktadır. Kaldı ki bunlar kişisel istek, ilgi ve alaka kapsamında değerlendirilmesi gereken faaliyetlerdir. Ayrıca hakemli dergide makale yazmak, üniversite ders okutmak gibi kriterlere baktığımızda okul ve kurumlara yönetici değil de üniversitelere öğretim üyesi alınacak gibi bir görüntü ortaya çıkıyor. Bu kriterleri gerçekleştiren de zaten üniversiteye geçiş şartlarını zorluyor.
                Milli Eğitim Bakanlığın hazırlamış olduğu yönetmelik ilgili paydaşları memnun etmediği gibi bünyesinde bulunan kurumlar ve akademisyenler dahi eleştirmiştir. Daha öncede belirttiğim gibi paydaşlar ile görüşülmeden ki görüşülmüş ama son dakika da yine bazı maddeler eklenmiş veya çıkarıldığı açık bir şekilde görülüyor. Sendikalar, yöneticiler, yönetici adayları, akademisyenler hazırlanan yönetmeliğin uygun olamadığını dile getirdiler. Anlaşılan MEB yine bir değişikliğe gidebilecek görünüyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.